Son kez baktım fotoğrafına uzun uzun. Yüzündeki tüm ayrıntıları tek tek inceledim son bir kez gitmeden önce. Bakarken bütün anılarımız belirdi gözümde. Hepsini baştan sona izledim. Son kez ağladım ona. Bir daha olmayacaktı. Sesine, yüzüne, her şeyine elveda dedim son kez. Binlerce kez elveda demiştim daha önce. Bu sonuncusuydu. İçimde kalan o azıcık duyguyu da bitirecekti bu elveda. Onun hayatında olmayışımı kabullenmek zorundaydım. Ben onun için sadece canı sıkılınca mesaj attığı bir eski sevgiliydim. Bundan sonra ne mesajlarına cevap verecektim, ne de aradığında açacaktım telefonu. “Son bir kez.” dedim kendime, “Son bir kez doya doya bak. Hiçbir zaman senin olmamış ve olmayacak o kişiye son bir kez bak. Bir zamanlar ölesiye sevdiğin, onun için her şeyi göze aldığın adama son kez bak. Seni hemen unutmuş, yerine başkasını koymuş o adama son kez bak. Sadece bir kez gördüğün, kollarında güveni bulduğun, hiçbir zaman bırakmak istemediğin o adama son bir kez bak. Sen onun hayatında kalıcı bir yer edinememişken, hep geçici olmuşken, onun senin hayatında edindiği yere de bak son bir kez. Nasıl da kaplamış hayatını. Yerine kimseyi koyamamışsın. Kimseyi onu sevdiğin gibi sevememişsin o gittikten sonra. Bak! Bak da ağla kendini parçalayarak unuttuğun, hatta hiçbir zaman tam olarak unutamadığın o adama! Farklı olduğunu, onun hayatında önemli bir yerin olduğunu zannederken, onun için sadece bir heves olduğunu tekrar gör bakarken o fotoğrafa. Sen hiçbir zaman onun aşkı olamadın. Sen sadece bir hiçtin. Ama o senin hayatının unutulmaz aşkı olarak kalacak her zaman…” Fotoğrafını kapattım. Devam ettim hayatıma hiçbir şey olmamış gibi. Devam ettim sanki o hiç olmamış gibi. Rol yapmaya devam ettim. Sürekli rol yaparak geçirdiğim o iğrenç hayatıma devam ettim. Ağladığımı görmeyecekti, duygularımı hissetmeyecekti. Ne de olsa hiçbir yerim yoktu hayatında. Sessizce devam ettim sahte gülüşlerime ve unuttumlarıma. Sessiz ve sakince izledim ölümümü son kez…
27 Ocak 2013 Pazar
20 Ocak 2013 Pazar
güven işte !
Çünkü yeni tanıştığım her insana gidecek gözüyle bakıyorum. Acaba bu ne kadar kıracak, acaba ne kadar sürecek. Sonra kafamda zaman veriyorum o insana. Zamanı dolduğu halde hala benimle mi, tamam diyorum ve ben de duygularımı döküyorum ortaya. Öküz gibi güvenmek nasıl bi duygu bilemezsiniz. Öyle güveniyorum işte.
16 Ocak 2013 Çarşamba
Neden mi vazgeçtim?
"NEDENMİ VAZGECTİM DİNLE O ZAMAN"
Kötü günümde yanimda olmadığında vazgectim. Canın sıkıldığında benimle paylaşmadığını, kırılacak veya tedirgin olacak olsam bile düşüncelerini açıkça söylemediğini anladığım an vazgectim. Bana yalan söylediğini anladığım zaman, gözlerime baktığında kalbinle bakmadığını ve bana hala söylemediğin şeyler olduğunu hissettiğim an vazgeçtim. Her sabah benimle uyanmak istemediğini, geleceğimizin hiçbir yere gitmediğini anladığım zaman vazgeçtim. Düşüncelerime ve değerlerime değer vermediğin icin vazgeçtim. Ağrılarımı dindirecek sicak sevgiyi bana vermediğinde vazgeçtim. Sadece kendi mutluluğunu ve geleceğini düşünerek beni hiçe saydığın icin vazgeçtim. Tablolarımda artık kendimi mutlu çizemediğim ve tek neden sen olduğun icin vazgeçtim. BENCIL OLDUGUN ICIN VAZGECTIM! Bunlardan sadece bir tanesi senden vazgeçmem icin yeterli değildi.. Ama hepsini düşündüğümde senin benden çoktan vazgeçtiğini anladım. Bu yüzden ben de senden VAZGEÇTİMMMM!
Kötü günümde yanimda olmadığında vazgectim. Canın sıkıldığında benimle paylaşmadığını, kırılacak veya tedirgin olacak olsam bile düşüncelerini açıkça söylemediğini anladığım an vazgectim. Bana yalan söylediğini anladığım zaman, gözlerime baktığında kalbinle bakmadığını ve bana hala söylemediğin şeyler olduğunu hissettiğim an vazgeçtim. Her sabah benimle uyanmak istemediğini, geleceğimizin hiçbir yere gitmediğini anladığım zaman vazgeçtim. Düşüncelerime ve değerlerime değer vermediğin icin vazgeçtim. Ağrılarımı dindirecek sicak sevgiyi bana vermediğinde vazgeçtim. Sadece kendi mutluluğunu ve geleceğini düşünerek beni hiçe saydığın icin vazgeçtim. Tablolarımda artık kendimi mutlu çizemediğim ve tek neden sen olduğun icin vazgeçtim. BENCIL OLDUGUN ICIN VAZGECTIM! Bunlardan sadece bir tanesi senden vazgeçmem icin yeterli değildi.. Ama hepsini düşündüğümde senin benden çoktan vazgeçtiğini anladım. Bu yüzden ben de senden VAZGEÇTİMMMM!
13 Ocak 2013 Pazar
Artık senden nefret ediyorum.
Ne kadar bağırsam da, ne kadar ağlasam da, her ne kadar oraya buraya dikkatini çekebilmek için girmediğim kılık kalmasa da, bana geri dönmeyeceğini biliyorum. Adım kadar eminim, evet. Seni sevdiğim için pişmanım. Cebimdeki son kuruşu sana harcadığım için, bile bile kendimi aptal yerine koyduğum için, yüzündeki gülümsemeyi görmek için yapmadığım maymunluk kalmadığı için, senin yanında çocuklaşıp mantıksız cümleler kurduğum için çok pişmanım. Senin için herkesi hiçe sayıp, seni sahiplenip kafamın dikine gittiğim, seni kıskanıp korumaya çalıştığım için pişmanım. Ayrıldıktan sonra tüm paramı sigara ve alkole yatırdığım için senden nefret ediyorum. Hayatımdayken de, hayatımdan gittikten sonra da bana zarar vermekten başka hiçbir şey yapmadın. Sen haberin olmadan, farkına varmadan beni paramparça ettin. Ciğerlerim küle döndü, ses tellerim parçalandı bağırıp ağlamaktan, gözlerim şişti, benzim soldu, zayıfladım. Sana sevgilim diyemediğim her saniyenin Allah belasını versin. Hayat bu kadar acımasız olmamalıydı. Sen gülerken ben ağlardım, bunu kabul ederdim yeter ki mutlu ol diye ama başkasına dokunduğunu duyunca ağzıma geleni saydım. Bunu nasıl yaparsın, nasıl bu kadar midesiz olursun diye düşündüm. Ama hayat bu. Vücudumda sana ait izler var ve bunlar için pişmanım en çok. Sana kızıp camlara attığım yumruklar, parmaklarımın üzerinde derin kesikler bıraktı ve ben onlara her baktığımda o günkü gibi sinirleniyorum. Sen beni hiç anlamadın. Bana söylemediğin ve içinden gelmeyen şeyler için sana kızamam. Keşke bu kadar güzel rol yapmasaydın veya keşke bu kadar aptal olmasaydım. Toparlanacağıma yemin ettim bugün. Seni unutacağım. Belki uyandığımda her şey yoluna girer, belki büyüyünce geçer; bilmiyorum. Ama seni unutacağım. Unutamasam bile alışacağım. Başka birisi hatırlatmadığı sürece, bi yerde adın geçmediği sürece aklıma bile gelmeyeceksin. Ben böyle olsun istemezdim ama buna sebebiyet veren şey senin yalanların. Ne demişti şair, "Ben sensiz de yaşarım ama seninle bir başka yaşarım."
6 Ocak 2013 Pazar
İhanet..
Ben senin gibi ayrılığın ertesinde başka bir el tutamadım. En son senin ellerin ellerimdeydi. Ellerimi bıraktığın günden beri hiç bir eli sıkmıyorum. Ellerine dahi ihanet edemedim.
Kimseye sarılamadım senden sonra. Kokun sinmişti üstüme, ve hâla kokuyor tenimdeki hücrelerimin arasında. Kokuna bile ihanet edemedim.
Ayrılığın ertesi gününü bırak, haftalarca, aylarca öpemedim kimseyi. Sanki o dudaklar benim değildi, başkasına ait, emanetti. Senin en son kondurduğun o minin öpücük bile hâla sağ yanağımda duruyor, tam da o bal çukurunda. Ben senin öpmelerine dahi ihanet edemedim.
Başka gözlere hiç bakamadım, gülemedi gözlerim. İlk günkü gibi suskun bir halde çekildiğim köşemdeydim. Sustum çoğu zaman, üzüldüm ama gülemedim. Yani ben bir zamanlar senin baktığın, benim gözlerime, yanin aslında senin gözlerine ihanet edemedim.
Senden sonra kimseye “Seni seviyorum” diyemedim. Çıkmadı iki dudağımın arasından, gelemedi bir araya o kelimeler. Sana, bana, bizeait olan sevgime de ihanet edemedim çünkü. Seninle anlamlıydı, benimle anlam kazanıyordu.
Bir zamanlar birlikte kurduğumuz hayallerimizi de satmadım kimseye. Hala kulağımda çınlıyor, hâla geleceğe taşınıyor benimle. Yani o hayallerimize de ihanet edemedim ben.
Bunlar geçmiş zamanlardı, geçen anlardı. Senden geçti belki ama benden geçmedi. Aslında senden de geçemedi biliyorum. Ama ne olacak dersin bundan sonra?
Peki ya şimdi ne durumdasın sen?
Şimdi, benim öpmeye kıyamadığım o dudakların, hangi şarapsızın dudaklarında.
Şimdi, her sarıldığımda içime çektiğim teninin kokusu, hangi kıymet bilmezin teninde, kim bilir kimin kirli bedeninde.
Şimdi, ellerin kimin ellerinde, kim ısıtıyor onları her üşüdüğünde.
Şimdi, bana bakan o minik gözlerin kim bilir hangi uçkuru bozuğun gözlerinde.
Şimdi, şimdi ne biliyor musun?
Sen tüm o ihanetleri sokarken sevgime, ben senden başkasını sokamadım sevgime, ihanet olur diye.
Kusura bakma sevgilim, özür dilerim.
Ben senin kadar şerefsiz değilim.
Sen benimdin, şimdi ellerin.
Ben sevgime ihanet etmedim, kusura bakma iki yüzlü sevdiğim
Kimseye sarılamadım senden sonra. Kokun sinmişti üstüme, ve hâla kokuyor tenimdeki hücrelerimin arasında. Kokuna bile ihanet edemedim.
Ayrılığın ertesi gününü bırak, haftalarca, aylarca öpemedim kimseyi. Sanki o dudaklar benim değildi, başkasına ait, emanetti. Senin en son kondurduğun o minin öpücük bile hâla sağ yanağımda duruyor, tam da o bal çukurunda. Ben senin öpmelerine dahi ihanet edemedim.
Başka gözlere hiç bakamadım, gülemedi gözlerim. İlk günkü gibi suskun bir halde çekildiğim köşemdeydim. Sustum çoğu zaman, üzüldüm ama gülemedim. Yani ben bir zamanlar senin baktığın, benim gözlerime, yanin aslında senin gözlerine ihanet edemedim.
Senden sonra kimseye “Seni seviyorum” diyemedim. Çıkmadı iki dudağımın arasından, gelemedi bir araya o kelimeler. Sana, bana, bizeait olan sevgime de ihanet edemedim çünkü. Seninle anlamlıydı, benimle anlam kazanıyordu.
Bir zamanlar birlikte kurduğumuz hayallerimizi de satmadım kimseye. Hala kulağımda çınlıyor, hâla geleceğe taşınıyor benimle. Yani o hayallerimize de ihanet edemedim ben.
Bunlar geçmiş zamanlardı, geçen anlardı. Senden geçti belki ama benden geçmedi. Aslında senden de geçemedi biliyorum. Ama ne olacak dersin bundan sonra?
Peki ya şimdi ne durumdasın sen?
Şimdi, benim öpmeye kıyamadığım o dudakların, hangi şarapsızın dudaklarında.
Şimdi, her sarıldığımda içime çektiğim teninin kokusu, hangi kıymet bilmezin teninde, kim bilir kimin kirli bedeninde.
Şimdi, ellerin kimin ellerinde, kim ısıtıyor onları her üşüdüğünde.
Şimdi, bana bakan o minik gözlerin kim bilir hangi uçkuru bozuğun gözlerinde.
Şimdi, şimdi ne biliyor musun?
Sen tüm o ihanetleri sokarken sevgime, ben senden başkasını sokamadım sevgime, ihanet olur diye.
Kusura bakma sevgilim, özür dilerim.
Ben senin kadar şerefsiz değilim.
Sen benimdin, şimdi ellerin.
Ben sevgime ihanet etmedim, kusura bakma iki yüzlü sevdiğim
Bu aralar..
Bu aralar biraz duygusalım, üzgünüm biraz, yalnızım. Güzel görünemeyecek kadar çirkin. Seni hatırlamayacak kadar sarhoş, aramızdaki ironiyi kağıda dökecek kadar farkındayım.
Özleyecek kadar cesur, numaranı tuşlayamayacak kadar korkağım.
Ya başkası açarsa ihtimalini düşünecek kadar ileri görüşlü, neyse siktir et diyecek kadar umursamazım. Rüzgarda saçlarının uçuşuna rota çizecek kadar kaptan, hayatında yedek kalacak kadar amatörüm.
Çok zaman sonra herhangi bir yerde, sıradan bir şekilde gel desen düşünmeyecek kadar hala aşık, gelecek kadar hala salağım.
Özleyecek kadar cesur, numaranı tuşlayamayacak kadar korkağım.
Ya başkası açarsa ihtimalini düşünecek kadar ileri görüşlü, neyse siktir et diyecek kadar umursamazım. Rüzgarda saçlarının uçuşuna rota çizecek kadar kaptan, hayatında yedek kalacak kadar amatörüm.
Çok zaman sonra herhangi bir yerde, sıradan bir şekilde gel desen düşünmeyecek kadar hala aşık, gelecek kadar hala salağım.
4 Ocak 2013 Cuma
Sen bitmeyenlere iyi bak!
Sevgilim
Ben hoşçakalamadım
Sen güle güle gittin mi?
Beni bir vedaya sığdırdın ya, ben umut diye beklerken unut dedin ya hani, inan unutamam seni. Oysa koca bir ömür vardı bizi bekleyen, oysa nerede olursan ol kalbin hep benim için çarpacaktı, ruhun hep benimle olacaktı. İnan kandırmıyorum artık kendimi. Kaderle inatlaşmıyorum. Sen kendine neyi yakıştırdın bilmem ama ben sensizliği çok yakıştırdım kendime. Sen gittikçe, ben güzelleştim. Artık bu kaldırımları soğuk şehrin en zifiri yerindeyim. Ne senin gelmeye yüreğin yeter, ne de benim gel demeye takatim...
Ayrı dünyalara doğru yol alırken, gün olur koparırım kendimi senden. Gün olur özlerim seni, gün olur hayal kurarım, hiç gitmemişsin gibi. Ve birgün olur ki, unuturum seni. Beni unuttuğun gibi. Yine de kimseyi yerine koyamam. Yeniden sevemem. Ne göze alabilirim ne gönlüme...
Şimdi bir hayatın sıradan zamanları gibiyiz seninle. Değmeyiz hatırlanmaya. Ve hep unutmaya az kala çıkarsın yoluma. Öyle yokken, öyle silinmişken hafızamda, söndüğüm yerden tutuşurum. Sonra yine gidersin. Hiç yaşamamış kadar asi olurum, hiç yaşamayacak kadar bitmiş...
Sen bitmeyenlere iyi bak...
Yüreğinden öpüyorum...
Ben hoşçakalamadım
Sen güle güle gittin mi?
Beni bir vedaya sığdırdın ya, ben umut diye beklerken unut dedin ya hani, inan unutamam seni. Oysa koca bir ömür vardı bizi bekleyen, oysa nerede olursan ol kalbin hep benim için çarpacaktı, ruhun hep benimle olacaktı. İnan kandırmıyorum artık kendimi. Kaderle inatlaşmıyorum. Sen kendine neyi yakıştırdın bilmem ama ben sensizliği çok yakıştırdım kendime. Sen gittikçe, ben güzelleştim. Artık bu kaldırımları soğuk şehrin en zifiri yerindeyim. Ne senin gelmeye yüreğin yeter, ne de benim gel demeye takatim...
Ayrı dünyalara doğru yol alırken, gün olur koparırım kendimi senden. Gün olur özlerim seni, gün olur hayal kurarım, hiç gitmemişsin gibi. Ve birgün olur ki, unuturum seni. Beni unuttuğun gibi. Yine de kimseyi yerine koyamam. Yeniden sevemem. Ne göze alabilirim ne gönlüme...
Şimdi bir hayatın sıradan zamanları gibiyiz seninle. Değmeyiz hatırlanmaya. Ve hep unutmaya az kala çıkarsın yoluma. Öyle yokken, öyle silinmişken hafızamda, söndüğüm yerden tutuşurum. Sonra yine gidersin. Hiç yaşamamış kadar asi olurum, hiç yaşamayacak kadar bitmiş...
Sen bitmeyenlere iyi bak...
Yüreğinden öpüyorum...
İstiyorum.
İstiyorum.
Seninle bir hayatı paylaşmak istiyorum ben. Gece su içmek için kalktığımda seni görüp gülümsemek ve yanağına bir öpücük kondurmak istiyorum. Sabahları senden önce uyanıp, senin uyuduğunu görünce uyuyor numarası yapmak istiyorum. Ve her sabaha senin nefesini hissederek uyanmak istiyorum. Beraber çok sevdiğin futbol maçlarını izleyelim istiyorum. Sen oyunculara bağırırken sana bakıp senin o halinle dalga geçip, eğlenmek istiyorum. Ve maç bitince sırf bunun için beni gıdıklamanı da istiyorum. Gece çocuğumuz ağladığında “hadi ama sıra sende” demek istiyorum ve her seferinde bana kıyamayıp senin çocuğumuza bakmanı istiyorum. Senin uykunu bölmeni izlemeye kıyamayıp, bende uyanmak istiyorum.
Beraber kampa gitmek istiyorum. Gece gelen seslerden korktukça sana iyice sarılmak hissetmemek için seni konuşturmaya çalışmak istiyorum. Saatlerce denizi seyretmek ve sahilde uyumak da istiyorum ben. Bir de beraber futbol oynayalım sevgilim, sen çok seviyorsun çünkü. Sen seviyorsun ve ben de istiyorum. Kışın kar topu oynamak istiyorum, karda yuvarlanmak birbirimizi vurmaya çalışmak istiyorum. Soğuktan donan burnuma hohlamanı da istiyorum. İşten gelince seni karşılamak ve sıkı sıkı sarılıp “seni çok özledim kocacım” demek istiyorum.Senin de saçlarımın kokusunu içine çekmeni istiyorum. Beraber rakı içmek istiyorum, tabi yanına bir de balık. Ohhh yummy
Ben aslında arada değil, hep güzel şeyler düşünüyorum. İkimiz için sürekli hayaller kuruyorum.
Ve beni sonsuza dek sev istiyorum.
Seninle bir hayatı paylaşmak istiyorum ben. Gece su içmek için kalktığımda seni görüp gülümsemek ve yanağına bir öpücük kondurmak istiyorum. Sabahları senden önce uyanıp, senin uyuduğunu görünce uyuyor numarası yapmak istiyorum. Ve her sabaha senin nefesini hissederek uyanmak istiyorum. Beraber çok sevdiğin futbol maçlarını izleyelim istiyorum. Sen oyunculara bağırırken sana bakıp senin o halinle dalga geçip, eğlenmek istiyorum. Ve maç bitince sırf bunun için beni gıdıklamanı da istiyorum. Gece çocuğumuz ağladığında “hadi ama sıra sende” demek istiyorum ve her seferinde bana kıyamayıp senin çocuğumuza bakmanı istiyorum. Senin uykunu bölmeni izlemeye kıyamayıp, bende uyanmak istiyorum.
Beraber kampa gitmek istiyorum. Gece gelen seslerden korktukça sana iyice sarılmak hissetmemek için seni konuşturmaya çalışmak istiyorum. Saatlerce denizi seyretmek ve sahilde uyumak da istiyorum ben. Bir de beraber futbol oynayalım sevgilim, sen çok seviyorsun çünkü. Sen seviyorsun ve ben de istiyorum. Kışın kar topu oynamak istiyorum, karda yuvarlanmak birbirimizi vurmaya çalışmak istiyorum. Soğuktan donan burnuma hohlamanı da istiyorum. İşten gelince seni karşılamak ve sıkı sıkı sarılıp “seni çok özledim kocacım” demek istiyorum.Senin de saçlarımın kokusunu içine çekmeni istiyorum. Beraber rakı içmek istiyorum, tabi yanına bir de balık. Ohhh yummy
Ben aslında arada değil, hep güzel şeyler düşünüyorum. İkimiz için sürekli hayaller kuruyorum.
Ve beni sonsuza dek sev istiyorum.
biraz geç..
Biz olamadık ki be, birbirimize hayat olamadık. Sen benim hep saklı kalan cennetim oldun, bense senin kaçtığın cehennemin. Olsun üzülmeni istemem hem bende üzülmem böyleyken. Mutlu ol sen, mutlu bak insanlara. Gül, eğlen bak ben böylede mutlu olurum. Öylede severim seni, öylede beklerim. Ama dedim ya vakit çok geç. Kahverengi gözlerinde boğulana dek yüzmem için. Kolundan tutup kendime çekip öpmek için. Kulağına fısıldayıpta seni seviyorum demek için. Ne bileyim herşey için çok geç, herşey için..
Özel bir nedeni yok.
Seni sevmemin özel bir nedeni yok , genel olarak seni seviyorum , sabah erkenden kalkıp seni seviyorum , kahvaltı yaparken , çay içerken , annem sofrayı kaldırırken seni seviyorum , evden çıkarken , ayakkabılarımı giyerken , binanın giriş çıkış kapısını açıp kapatırken seni seviyorum , işe giderken , büfeden bir paket sigara alırken , otobüse binerken , akbil basarken , otobüsteki o arka taraftaki boşluğa doğru ilerlerken , inmek için düğmeye basarken , indiğim o durakta ben seni seni seviyorum..
Simitleri aldım aşkım , her zamanki buluştuğumuz çay bahçesinde seni seviyorum.
Simitleri aldım aşkım , her zamanki buluştuğumuz çay bahçesinde seni seviyorum.
3 Ocak 2013 Perşembe
Sen, yaşarken öleceksin.
Hani şu senin deli gibi sevdiğin insan bir gün sana "Seni seviyorum." der de, çıkarsanız, anlatayım neler olacak.
İlk önce sana seni sevdiğini söyleyecek, senin için uğraşacak, seni mutlu edecek, sana sarılacak, seni öpecek, sana istediğin herşeyi verecek. Hediyeler alacak, seninle uyuyacak, gezecek, birlikte kahkahalar atacaksınız. Sonra yemek, sonra resim, herşeyi birlikte yaşayacaksınız. Ayakların yerden kesilecek, herkese onu anlatacaksın, hatta ondan başka hiçbir şeyi konuşmayacaksın. Onun sonsuza dek yanında olacağını düşünüp, onun için herkesi karşına alacaksın. Hayatını, ondan ibaret gibi anlatacak ve yaşayacaksın. Gözlerinde kaybolacaksın, ellerini bırakmak istemeyeceksin, üşüdüğünde ona sarılacaksın, kalbinin atışını hissedeceksin, kokusunu ciğerlerine kadar ezberleyeceksin. Ne zaman ne yaptığını, mimiklerini, kirpiklerini, ellerini aklına gelecek ne varsa bir bir aklına işleyecek hepsinin şekli şemali. Herşey güzel gidiyor diyeceksin, sonra bir şey olacak. Bir soğukluk girecek araya, bir umursamama, bir takmama. İşte o zaman yerden kestiği ayaklarınla çakılacaksın yere. Bir şey olmayacak vücuduna ama kalbin parçalanacak. Öleceksin her gün. Çünkü o senden sıkılmış olacak. Çünkü o senden bıkmış, artık başka tatlar arıyor olacak. Çünkü o, çoktan bir başkasıyla konuşmaya başlamış, senden kurtulmanın yolunu arıyor olacak. Sen ne mi olacaksın? Hayatına giren her insana onun sana yaptığı bu şerefsizliği ödetmeye çalışacaksın. Canı yansın isteyeceksin, senin mutluluğunu duysun, kahrolsun diye dualar edeceksin. Onsuz mutlu olabileceğini kanıtlamaya çalışacaksın, nefret ede ede seveceksin. "Bir gün bana gelirse asla dönmeyeceğim." yalanına kendini inandıracak, ama hep gelmesini bekleyeceksin. Sen ne mi olacaksın?
Sen, yaşarken öleceksin.
İlk önce sana seni sevdiğini söyleyecek, senin için uğraşacak, seni mutlu edecek, sana sarılacak, seni öpecek, sana istediğin herşeyi verecek. Hediyeler alacak, seninle uyuyacak, gezecek, birlikte kahkahalar atacaksınız. Sonra yemek, sonra resim, herşeyi birlikte yaşayacaksınız. Ayakların yerden kesilecek, herkese onu anlatacaksın, hatta ondan başka hiçbir şeyi konuşmayacaksın. Onun sonsuza dek yanında olacağını düşünüp, onun için herkesi karşına alacaksın. Hayatını, ondan ibaret gibi anlatacak ve yaşayacaksın. Gözlerinde kaybolacaksın, ellerini bırakmak istemeyeceksin, üşüdüğünde ona sarılacaksın, kalbinin atışını hissedeceksin, kokusunu ciğerlerine kadar ezberleyeceksin. Ne zaman ne yaptığını, mimiklerini, kirpiklerini, ellerini aklına gelecek ne varsa bir bir aklına işleyecek hepsinin şekli şemali. Herşey güzel gidiyor diyeceksin, sonra bir şey olacak. Bir soğukluk girecek araya, bir umursamama, bir takmama. İşte o zaman yerden kestiği ayaklarınla çakılacaksın yere. Bir şey olmayacak vücuduna ama kalbin parçalanacak. Öleceksin her gün. Çünkü o senden sıkılmış olacak. Çünkü o senden bıkmış, artık başka tatlar arıyor olacak. Çünkü o, çoktan bir başkasıyla konuşmaya başlamış, senden kurtulmanın yolunu arıyor olacak. Sen ne mi olacaksın? Hayatına giren her insana onun sana yaptığı bu şerefsizliği ödetmeye çalışacaksın. Canı yansın isteyeceksin, senin mutluluğunu duysun, kahrolsun diye dualar edeceksin. Onsuz mutlu olabileceğini kanıtlamaya çalışacaksın, nefret ede ede seveceksin. "Bir gün bana gelirse asla dönmeyeceğim." yalanına kendini inandıracak, ama hep gelmesini bekleyeceksin. Sen ne mi olacaksın?
Sen, yaşarken öleceksin.
2 Ocak 2013 Çarşamba
Yaşarken ölmeyi öğrettin bana.
Bu ayrılık bana hiç iyi gelmedi. Sanki ben artık ben gibi değilim. Çok farklılaştım. Önce yaşamayı unuttum. Sanırım hissedemiyordum. Sadece nefes aldığımın farkındaydım. Bir de sigara içtiğimin. Onun dışında mutluluk, huzur, sevinç, umut gibi tüm hisler yerini kocaman bir boşluğa bırakmıştı. Biraz zor oluyordu. Bu boşluk öylesine derindi ki, içine çekiyordu tüm benliğimi.
Yıkım sonrası ayakta durmaya çalışan bir bedendim sadece. Yaşamak işlevini yerine getiren bir kalbim vardı sadece. Ama kalbim, dayanamıyordu. Her gün o kocaman boşluğun beni yok etmesine dayanamıyordu. Eskisi gibi atmıyordu. Delicesine atmıyordu. Usul usul, sudan çıkmış bir balığın yaşadığı şoku yaşar gibi atıyordu. Sahi, sen gidince sudan çıkmış balığa dönmüştüm. Önce biraz afalladım, sağa sola saldırdım, ardından yavaşlamaya başladı her şey. Sonrası ise kocaman bir boşluk.
bu kadar zor olacağını tahmin etmemiştim. “her zamanki gibi, biri geldi ve gidiyor, alıştım buna” demiştim. Ve her zamanki gibi yıkılmıştım. Göğsüme öyle bir öküz oturmuştu ki, git gide dibe batıyordum. taşıyamıyordum kendimi, yükümü. O küçücük bedenimle ne de ağır yükler altına girmiş kalbim. Oysa çok erkendi, ölmek için. Yaşanacak onca gün varken, ölmek için çok erkendi be.
Ne yapayım işte, sende biraz insaf et. Çok seviyordum seni. Çok aşıktım. Kendimi tüm masumiyetimle sana teslim etmiştim. Ama sen, sen bunu reddettin. Neden bilmiyorum ama sana yetemedim. Ya da fazla geldim. Çok sevdiğim için gittin belkide. Hiçbir fikrim yok. Olsun. Yine de teşekkür ediyorum. Seninleyken yaşadığımı hissetmiştim. Şimdi de öldüğümü hissediyorum. Bana yaşarken ölmeyi, ölürken yaşamayı öğrettin.
Yıkım sonrası ayakta durmaya çalışan bir bedendim sadece. Yaşamak işlevini yerine getiren bir kalbim vardı sadece. Ama kalbim, dayanamıyordu. Her gün o kocaman boşluğun beni yok etmesine dayanamıyordu. Eskisi gibi atmıyordu. Delicesine atmıyordu. Usul usul, sudan çıkmış bir balığın yaşadığı şoku yaşar gibi atıyordu. Sahi, sen gidince sudan çıkmış balığa dönmüştüm. Önce biraz afalladım, sağa sola saldırdım, ardından yavaşlamaya başladı her şey. Sonrası ise kocaman bir boşluk.
bu kadar zor olacağını tahmin etmemiştim. “her zamanki gibi, biri geldi ve gidiyor, alıştım buna” demiştim. Ve her zamanki gibi yıkılmıştım. Göğsüme öyle bir öküz oturmuştu ki, git gide dibe batıyordum. taşıyamıyordum kendimi, yükümü. O küçücük bedenimle ne de ağır yükler altına girmiş kalbim. Oysa çok erkendi, ölmek için. Yaşanacak onca gün varken, ölmek için çok erkendi be.
Ne yapayım işte, sende biraz insaf et. Çok seviyordum seni. Çok aşıktım. Kendimi tüm masumiyetimle sana teslim etmiştim. Ama sen, sen bunu reddettin. Neden bilmiyorum ama sana yetemedim. Ya da fazla geldim. Çok sevdiğim için gittin belkide. Hiçbir fikrim yok. Olsun. Yine de teşekkür ediyorum. Seninleyken yaşadığımı hissetmiştim. Şimdi de öldüğümü hissediyorum. Bana yaşarken ölmeyi, ölürken yaşamayı öğrettin.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)