30 Ekim 2013 Çarşamba

Koca senelere hoşçakal. .

-benimle bir bardak çay içer misin? sana biraz anlatacaklarım var.
+hayır.
-hayır mı ?..
+ Bu akşam, evine gelip evde kalan herşeyimi toplayacağım orada olmazsan sevinirim..
- tamam.. mutfaktaki 2.çekmeceyi aç. orada sana ait birşey bulacaksın..

Saat 21.25

Evin kapısı açılır, eşyalar toplanmadan önce bir hışımla mutfaktaki 2.çekmece açılır.. Açılan çekmecede bir kağıt bulunur;

'düşünüyorum da günlerdir bir şeyler eksik sürekli, sen gibi, ben gibi ve biz gibi. halen de anlamış değilim başka bir el için nasıl elimi bırakırsın? kıyafetlerini almaya gelince bir şey deme, bir kaç isteğim var, sezen aksu 'nun kasetini tak, hani bir şarkısı vardı ya ''seni kimler aldı kimler öpüyor'' o şarkısına sar kaseti ve sonuna kadar dinle. Sonra ilaçlarımın yanına yarım bardak su koy. Senden kalan ne kadar anı varsa, al ve evden çık. Yada, dur hemen çıkma; sana bir not daha bıraktım ayakkabılığın üzerine onu al öyle çık bir sigara yak ve dışarıda oku şimdi onu. Yanlız bir konuda anlaşalım, kesinlikle bir sigara yak tamammı? Çünkü, ben yazarken fazlasıyla zorlandım. Sen hiç değilse okurken zorlanma. ''

Ayakkabalığın oraya kadar geldi; ve ayakkabılıkta olan kağıdıda alıp çantasına attı. Elindeki kağıdı buruşturdu. Ve sonra kapıyı bomboş anıların üzerine örtüp; evden dışarı çıktı. Hemen karşındaki asansöre bindi. Dış kapıyı bir hışımla açtı, ve hemen karşısındaki parka gidip bir bankın tekine oturdu. Az önceki kağıtta yazanlardan hiç bir şey anlamamıştı. Merakla çantasından çıkardığı kağıdı eline aldı.Biraz göz gezdirdi. Son kez, eski erkek arkadaşının dediğini yaptı ve bir sigara yaktı, sonra okumaya başladı..

'' hatırlıyormusun o geceyi? hava yağmurluydu. Saat akşamın 21'lerine geliyordu. Seninle tam salıncakların olduğu bankın önünde oturuyorduk. 2 odalı bir evimizden; bütün güzel hayallerimizden bahsediyorduk. Dün gibi aklımda, bugün gibi hafızamda herşey. O sarı saçlarınla oynarken, bana herşey çok güzel olacak demiştin. Sonra tam 4 sene, dile kolay 4 sene seninle bütün güzel giden herşey, nasıl oldu da bir anda silindi biliyormusun. Hep bunu merak ettin değilmi?? Bir gece yarısı gene bu parkta buldum kendimi. Biraz ağlamak, biraz rahatlamak istedim. Seni o gün; kuzenim diye belirttiğin erkek arkadaşınla bir cafede dudak dudağa gördüm. Çılgına dönmüştüm. Önce ikinizide vurmayı düşündüm, sonra kıyamadım sana. Bir meyhanede buldum kendimi, sabaha kadar zil zurna. Gözümü bi açtım, hayallerimin katili olan o banka oturmuşum. Ağladım, isyan ettim. O gün annen hastaydı, annene bakıyordun. Aradım seni, bitti dedim. Alkollü olduğumu, sonra konuşmamız gerektiğini söyledin, ben ısrarla bitti dedim.

Biliyormusun, o gece eve girip anahtarı açıp o senle yüzlerce anılar olan o evden içeri giremedim. O bankta kaç dakika, kaç saat oturdum bilmiyorum. Seni affetmek, herşeyi unutmak, seninle herşeye tekrar devam etmek çok istedim. Ama gururum el vermedi. İçimdeki ses, artık olmaz diyordu. Bunları yazmak benim içinde çok zor ama;
biraz anlatırmısın bana aşkı. Sana sunduğum kalp de değilde bir yerlerinden gelen iki damla suda sevgiyi bulmak nasıl bir duygu ? Nasıl bir duygu, bir el için başka bir eli bırakmak?? Yok yok.. Cevaplamak için geri dönme sakın.. Bak zaten arkandan ne göz yaşı ne de su döktüm geri gel diye, gelme! Sen en iyisi git. Lütfen şimdi sende; o herşeyin sorumlusu olan o banktan kalkıp git.

hoşça kal...''

12 Eylül 2013 Perşembe

İstanbul sensin, sensin..

Sen gidersen sesin gider,
Kokun gider yüzün gider.
Ay dolanır pusularda,
Tenim titrer gecem biter.
Sen gidersen yüzün gider,
Martı küser baykuş öter.
Senden kalan son hatıra,
İki damla yaşın gider.
Sen gidersen boyun gider,
Posun gider sözün gider,
Bir şey kopar yüreğimden,
Çatılmadık kaşın gider.
Sen gidersen kim kıskanır,
Kim dolanır pencereme.
kimler gelir kimler geçer,
Çift kapılı şu hücrede.
Sen gidersen sohbet gider,
Tadım gider tuzum gider,
Dinlediğim her şarkıda,
Tel kırılır sazdan düşer.
Sen gidersen başkent gider,
içim üşür ayaz düşer
İzmir de konak meydanı,
İstanbul da taksim düşer.
Sen gidersen canım gider,
Adın geçer içim titrer.
Şu dağlanmış yüreğime,
Sevda denen akkor düşer.
Sen gidersen herşey gider,
Sesin gider,sesim düşer.
Sen gidersen ey sevgili,
Ben biterim, şiir biter..

Ümit Yaşar Oğuzcan.

31 Temmuz 2013 Çarşamba

Bugün sana yazmak istedim..

Her sabah beraber uyanalım istiyorum ben.Belkide benden 2saat önce kalk;ama beni uyandırmaya kıyama.Saatlerce beni izle.Uyandığım anda gözlerini bana dikmiş bir şekilde bulayım seni.Saçının bir tutamı önüne düşmüş beni izlerken;ama sen kaldırmamışsın.İşinle o kadar ilgilisin ki üşenmişsin.Uyandığım zaman önce bir geri çekiliyosun.Ben zaten uyku sersemi;ama anlıyorum gözlerinden beni çok sevdiğini.Sonra ben seni omuzlarından kavrıyorum,kendime çekiyorum öp beni diye.İstediğimi alıyorum sonra.Günaydın diyosun en içten gülümsemenle bana.Karşılık veriyorum sana.Sonra sen bana uykucu lakabını takıyosun.Evet sevgilim haklısın ben uykucuyum.Senin yanında saatlerce uyumuş numarası yapabilirim.Sırf yanımdan ayrılma diye.Sırf beni bırakma diye.Sadece senin o güzel kokunu biraz daha içime çekip saçlarınla biraz daha oynayayım diye.Uykumda seni sayıkladığımı gör diye.Çok şey mi istiyorum ben sevgilim?

Yatakta biraz vakit geçirdikten sonra kahvaltımı getir bana sevgilim.Pek beceremezsin sen.Hep elimden yemeye alışkınsın çünkü.Olsun,senin elinden olsun da ben zehir bile yerim senden.Böyle ellerinle besliyosun beni.Odadan kahkahalarımız hiç eksik olmuyor,olmasın da zaten.Dışarıdan bakıldığında çok salak gözüküyoruz sevgilim,ama sana aşığım ben .Bana sevgi ve aşkla bakan o muhteşem gözlerine.Başkası sıksa senin parfümünü başımı döndürüp de bakmam;ama sen sıktığın zaman başka oluyor be.O kokunu içime çekmek ve ellerimi saçlarının arasında gezdirmek.Arada kızıyorsun ama bana,saçlarımı bozuyorsun diye.Ben iyice dağıtıyorum senin saçlarını sonra.Bütün gün seni izlesem sevgilim,beni güldürmek için çabalarını taklit etsem.Beraber gülsek yine.Sonra canımız sıkılsa,her canımız istediğinde antredeki dolaptan montumuzu ve çantamı alıp nereye gitmediğimizi bilmeden evden çıksak.Beraber yaşasak.Çok şey mi istiyorum sevgilim?

Dışarıya çıkar çıkmaz sürekli aklımıza gelen tek yer olsa.Bizim yerimiz diye tabir edilen yerlerden.Orada koşsak eğlensek küçük çocuklar gibi.Sonra birden yağmur bastırsa,şemsiyesiz hemde.Hani filmlerde görürüz ya sevgilim.Bir yolun iki tarafında ağaçlar vardır.Yapraklarını dökmüştür.Etrafta da kızıllık vardır biraz.Yerlerde yapraklar…O yolun tam ortasında yaprakların üstüne basa basa,etraftakilere aldırmadan öpsen beni.Sırılsıklam olmama bakmadan.Bende saçımın bozulmasına makyajımın akmasına aldırmasam.Sonsuza kadar kalsam seninle öyle.Etraftan bakan onlarca çift göze inat.Sonra hafif utansak başımız önde ordan kaçsak.Biraz ilerledikten sonra bir ağacın altında durup kahkahalarımızla orayı inletsek. Gülüşmeler hiç durmasa,sonsuza kadar yankılansa kulağımda.Çok şey mi istiyorum sevgilim?

Eve gelsek sonra.Beraber mutfağa girip ilginç ilginç yemekler yapsak beraber.Sofrayı sen hazırlarsın ama…Beraber yemeğimizi yesek.Sonra beraber romantik bir film izlesek.Omzunda gözyaşlarım hayat bulsa.Orda film izlerken uyuyakalsam ben.Film bittikten sonra fark etsen beni.Uyandırsam mı diye düşünsen ve beni kucağına alıp üst kata çıkarsan.Yatırsan yatağıma,yanıma en sevdiğim ayıcığımı versen.Ben hemen o ayıcığa sarılıp rüyamda seninle yaşayacağımız güzel günleri görmeye devam etsem.Çok şey mi istiyorum sevgilim?

Evet çok şey istiyorum ben.Şu anda sen varlığımdan bile haberdar değilsin çünkü.Sadece hayatımın aşkı adı altında birini bekliyorsun.Belkide benimle aynı otobüse bindin,aynı marketten alışveriş yaptın.Belki de hiç görmedin beni.Belki de ünlüsün,belki de sadece bir hayranım ben.Yüzyüze gelmeden bilemez kimse bir şeyi;ama ben biliyorum sevgilim.Senin beni bir yerlerde beklediğini biliyorum.

7 Temmuz 2013 Pazar

İstanbul..



ben ne zaman

öyle durup dururken

öyle damdan düşer gibi

açıp seni okumaya başlasam

anlıyorum ki

bahar gelmiş
anlıyorum ki
kaçmak sürüklenmek vakti
dolaşmak galatada hisarda
bırakmak işi gücü
unutmak ekmeği tuzu
çıkarıp potinleri
denize daldırmak vakti
yalın ayakları
ben ne zaman
öyle durup dururken
öyle damdan düşer gibi
açıp seni okumaya başlasam
anlıyorum ki
mahvolmuşum.


~ Orhan Veli

8 Haziran 2013 Cumartesi

Neden sigara içiyorum?

İnsan her sigarayı yaktığında bir derdi yakmak ister aslında, kafasından atamadığı bir kişiyi yakmak ister. Tamamen kurtulmanın yolu ateştir ya, yakarsam gider bir daha da dönmez diye düşünür, dertleri yakmak için, her nefeste akıldakinden biraz daha kurtulmak için içer insan sigarayı.
Neden? Kurtulmak istediğim derdim olamaz mı?
Çünkü bir şey eklemeyi unuttum; insan sigarayı her yaktığında dertten kurtulmaz, derdi küllerinden yeniden alevlenir daha da. Her çekişte unuttuğunu düşünürsün ama her çekişte yeniden hatırlatır derdine dert katarsın aslında. Onu düşünerek yaktığın sigarayı, onu düşünerek söndürürsün yine, küller daha da canlanır geride. En önemliside unutamadığın gibi, o dert seni ölüme biraz daha yaklaştırmış olur. Söylesene öldüren bi dertten bi dal sigarayla kurtulabilir misin sence? Bir kereden bir şey olmaz dediğin şey, en küçük derdini, dumanında gizlediği bağımlılığıyla alır götürür sadece. O yüzden sen içme, nasıl olsa içsende unutamayacaksın, içmesen de.

4 Haziran 2013 Salı

kaybettim.

Kaybettim. Her şeyimi sonuna kadar kaybettim. Neden peki ? Bir şey uğruna ya da birinin uğruna mı? Neden? Biri mi kazandı? Kaybeden ben mıydım? Neden? İlk önce kendime olan güvenimi kaybettim, sonra insanlara olan güvenimi. Sevgimi.. sevgisizliğimi. Her şeyimi. Yavaş yavaş kendimi. Kendimi kaybettikçe insanları da. Güzelliğimi de kaybettim.. eskisi gibi bebek kokmuyorum mesela. Genellikle ya mürakkep, ya vazelin, ya da kan. Bedenimi de kaybettim bir zaman sonra güzelliğimi kaybettiğim gibi. Ruhum ucuzlaştı her yarada. Her yarada terk etti beni ruhum. Bir tek şu lanet hayatımı kaybedemedim.. bir çukura atıp kaçamadım mesela, denize atamadım, daha da çirkinleştirdim her geçen saniyede ama çirkin olduğu için bir arkadaşıma hediye edip koy veremedim. İstedim, denedim, çabaladım. Ellerimi görenler çığlık atarcasına sustu. Bende sustum. Hep sustum. Sustukça yazdım. Yazdıkça bittim. Ama kötü bir sonum bile olmadı. Sonlar ben hariç herkesin. Mutluluk ben haric herkesin. Umut ben hariç herkesin. Sevgi ben hariç herkesin. Konuşmak ben hariç herkesin. Nefes almak ben hariç herkesin.

23 Mayıs 2013 Perşembe

dün gece rüyamda gördüm seni.

Gerçek gibiydi.. Kapıma gelmiştin ki sen yapmazsın bunu. Oysa okadar masumdun ki garip oldum bir anda.. Şaşırmıştım.. Beklemediğim bir şeydi.. İçeri aldım seni. Oturdun , biliyorum çay sevmiyorsun. Kahve yaptım sana . İçerken tam kapı çaldı. Gelen annemdi. Seni gördü ve kızmaya başladı. Neden mi ? Senin bana yaşattıkların yüzünden.. Artık seni sevmiyor ki.. Üzgünüm bunu sen yaptın.. Seni hızlıca kovdu.. Arkana baktın , gitmeme izin verme der gibiydi. Ama yapamazdım. Sen beni bırakıp giderken annem vardı yanımda, ben hastanedeyken başımda o vardı.. Sen yoktun.. Hiç olmamışın ki benim için.. Galiba seni çok özlüyorum..
Kimseyi yerine koyamıyorum.. Kabul ediyorum olmadı yapamadım.. Ama sen çok güzel yaptın..
Dün gece rüyamda gördüm seni.

13 Mayıs 2013 Pazartesi

Seni hayatım boyunca affetmem..

Eskisi kadar özlemiyorum seni,
Ve ağlamıyorum olduk olmadık zamanlarda.
Adının geçtiği cümlelerde, gözlerim dolmuyor.
Yokluğunun takvimini tutmuyorum artık.
Biraz yorgunum.

Biraz kırgın.
Biraz da kirletti sensizlik beni!
Nasıl iyi olunur henüz öğrenemedim ama
“İyiyimler” yamaladım dilime.
Tedirginim aslında, seni unutuyor olmak,
Hafızamı milyon kez zorlamama rağmen yüzünü hatırlayamamak korkutuyor beni.
Gel diye beklemiyorum artık,
Hatta istemiyorum gelmeni.
Nasıl olduğun konusunda ufacık bir merak yok içimde.
Arasıra geliyorsun aklıma, banane diyorum.
Benim derdim yeter bana banane!
Alıştım mı yokluğuna?
Vaz mı geçiyorum, varlığından?
Tedirginim aslında,
Ya başkasını seversem?
İnan o zaman seni hayatım boyunca affetmem...

29 Nisan 2013 Pazartesi

Benden Sonrası !

Benden Sonra Olacakları Söyleyim Sana..

Evet belki bir gün birini seversin, sevebilirsin . Hakkındır.. Onunla da aynı hayalleri kurabilirsin, hatta gerçekleştirebilirsin.. Ona da hediyeler alırsın mutlu edersin.. Günaydın mesajları atarsın öpersin.. Onu da en az beni sevdiğin kadar seversin . Onunla da kavga edersin, özür dilersin.. Çok mutlu olabilirsiniz.. Ama sana bilmediğin bir gerçek söyleyeyim mi ? Mutluluk uzun sürmüyor. Belki defalarca kavga edip ayrılacaksınız.. Ve sen artık bu durumdan sıkılacaksın.. Beni onunla karşılaştırmaya başlayacaksın. O böyle yapmazdı diyeceksin ! Yavaş yavaş soğudunu fark edeceksin.. Eskiden aklına gelmeyen ben, her gün aklını kemiriyor olacam ! Yavaş yavaş pişman olacaksın, beni özlemeye başlayacaksın, ve bir şey daha söyleyeyim mi ? Birini yeniden tanımaya, sevmeye hiç gerek olmadığının farkına varacaksın.. Beni arayacaksın, fakat bulamayacaksın.

26 Nisan 2013 Cuma

Bir Kar Tanesi..

Kar tanesi kadar eşsizdi başlarken.. Benzersiz, güzel, tarifi edilmez duyguydu. Dokundukça eriyen ama hiç bir zaman anlamını yitirmeyen bir taneydi. Soğuk ama bir o kadar sıcaktı. Her gördüğümde yüreğimde ılık bir gülümsemeydi. Ben sana böyle bakarken, sen bana herkesleşmiş şekilde baktığını göremedim oysaki.. Hep derdim kar taneleri özeldir, anlamlıdır diye.. Hatırlıyormusun? doğum Günümde Kar tanesi kolye vermiştin. İçinde sana söylediğim sözler vardı.. "Kar taneleri eşi benzeri yoktur.".. Yok-tu. Bana göre öyleydi senin için öyle olmasa da.. Güzel ama eridi o kar tanesi artık yok.. Yeryüzüne düşen hiç bir tane aynı değildir. Mucize değilde neydi peki bu? Üzgünüm bir daha benzeri olan bir kar tanesiyle karşılaşamayacaksın.. Hoşçakal..!

16 Nisan 2013 Salı

hava soğuk..

Hava çok soğuk, yağmurlu.. Bilirsin yağmurları severim. Sen gibi. pardon yanlış bir şey kullandım. Eskidendi o değilmi ? Eskiden.. Sahi hatırlıyormusun eskileri ? Ben bazen hatırlıyorum da.. Gerçi bir önemi yok. Lunaparka gittiğimiz günü.. Çok zor değil mi ? Sadece "Güzeldi." demek.. Sen ne kadar da diretsen.. O günler çok güzeldi. Biliyorum sende böyle düşünüyorsun. Sadece bana söyleyemiyorsun. Neden ? Eskiden seni konuşturmak için zorlardım. Oysa şimdi sana soru dahi soramıyorum. Sen çok tanıdık bir yabancısın artık. Ben seni unuttum merak etme, bunları söylememin sebebi sadece güzel olmalarıydı. Senin de tıpkı böyle düşündüğün gibi. Ama senin için okadar zor ki 7 harflik bir kelime söylemek.. Hala inadından gram eksilmemiş.. Yanındakine de yapıyormusun aynısını. Tabi ben seni düzelttim, yanındakine yapmıyorsundur.. Çünkü ben sana birşeyler katabildim. Hiç konuşmazdın hakkında bilgi vermezdin sır gibiydin.. Bense yılmadan bu durumdan bıkmadan dinledim konuştum konuşturdum. Ne mi geçti elime ! Hiç bir şey.. Sadece o zamanlar seviyordum. :) Unutma ; Geçmişe mazi derler.. Her ne kadar da güzel olsa bile..

21 Mart 2013 Perşembe

Bu arada. .

-Unuttunmu onu ?

+Evet evet unuttum. Yüzünü unuttum önce. Sesini unuttum sonra. Hatta adını bile unuttum zamanla. Ama acısı hala taa şuralarda be abi.

-Hiçmi aklına gelmiyor peki ?

+ Geçen bir cafeye gittik arkadaşlarla, arka masadan bi erkek arkadaşına bağırıyordu. Meğersem aynı isimdelermiş neymiş çayı kaç şekerle içiceksin diye soruyormuş. Hayır o kadar bağırmana ne gerek var sanki. Neyse, çocuk yanımdan geçerken baktım ve gülümsedim. Aptal aptal baktı bana. Diyemedim tabi, sana benzeyen ismide aynı olan bir şerefsiz hayatımla oynadı diye.

Bu arada 2 şekerli

18 Mart 2013 Pazartesi

Oysaki..

Mutlu bir ilişkisi olduğu halde, ayrılığa dair söz yazan insan. Zamanında çok acı çekmiştir. Bir çok elvedalar, birikmiştir lugatında. Gel-gitleri vardır, hatta has siktir gitleri.. Aklında en damar şarkının, acıtasyonlu notaları oynar. Mutluluk bile onu korkutur. Çünkü acı verir. Film'lerdeki mutlu sonlara inanmaz. Seni özledim, sıradan bir elveda cümlesi olmuştur onun için hep.

Ve mutluyum rolünü o kadar iyi yapar ki, bazen kendini bile inandırır.

12 Mart 2013 Salı

Küçük bir not..

Beni başkasıyla görünce yancak canın. Hani sen hep başkalarındaydın ya, hani ben sabahlara kadar ağladım ya, heh işte şimdi sende o misal olucaksın. Herkes gelicek sana, kanka başkasıyla çıkıyor lan falan dicek sen hiç sevmedim ki, unuttum ki, banane gibi polemiğe giriceksin ? Yalan mı. Sonra tek kalacaksın, oturup ağlayacaksın ,neden benim değil diye. İşte o zaman anlayacaksın, ne kadar çok sevdiğini. Ve işte o zaman anlayacaksın, ne için nelerden vazgeçtiğini.
- Kücük bi not.. degmedin beklenmeye.

7 Mart 2013 Perşembe

Merhaba beni hiç sevmeyen sevgilim.

Arkamdan zaten hiç sevmemiştim diyormuşsun. Bukadar kahpe nasıl oldun? Hergece beni sevdiğini söyleyen adam kılıklı erkek şimdilerde arkamdan ben onu hiç sevmemiştim diyor. En güvendiğim kahpeler öğretti bana kimseyi güvenmemeyi ne sana dön derim bugeceden sonra ne ben sana dönerim. Yanındakiyle mutluluklar dilerim yanındaki kahpeye seslenirim tasmanı sıkı tutsun köpekler dönüp dolaşıp sahibine dönermiş. Ben seni ona sattım sakın düşünme geri dönmeyi. Bugecede sana son yazışım öldürdüm içimdeki seni senden olan nevarsa attım layık olan yere senide oraya attığım gibi çöpe ! Sevmek yok artık, sarılmak yok artık, kokusunu doya doya içine çekmek yok artık, bağlanmak yok artık, sen yoksun artık, ne seni isterim bu saatten sonra ne senden kalanları kalbim sende kalsın bende koskoca yürek var sende hiç olmayan. Bak bende senin gibi kahpe olmak istesemde senin kadar olamıyorum işini iyi yapıyorsun. Gidiyorum diye üzülme aşkımı bıraktım sana, kalbimi bıraktım sana, ama gitmek gerekirmiş istenmeyen yerde durulmazmış ama bir sabah uyanacaksın ve anlayacaksın gittiğimi geride kalan odamda kalan o hatıralarımla avunacaksın bir zamanlar o vardı diyeceksin adımı bile ağzına alamayacaksın çünkü her adımı ağzına aldığında gözlerin dolacak hala anlamadın değlmi gittim, gittim ama aşkımı, kalbimi bıraktım sana adımın yanında başka bir ad duyduğunca ağlayacaksın tıpkı benim hergece yokluğunda ağladığım gibi o yanına aldığın 2,3 sokak kızı içimi sızlatmazda sahi yanıma birgün alacağım adam sana koymazmı ? Beni sevdiğini söylerdi hergece yatmadan önce birde yeminler ederdi seni hiç bırakmayacağım diye özür dilerim sana artık yazmamam gerekirdi bugün ne içsem unuturdum seni bilmesemde bugece öldürdüm ben senden istediğim minicik elli oğlumuzu belki bu yüzdendir bukadar öfkeli olmam. Diinle bak sesimde titremiyor artık mutlu ol yokum ben ve benden olan minik elli hayalimiz unut beni şimdi tamamen çıkar aklından tek isteğim bir ömür boyu mutlu olman adımını atma her zaman buluştuğumuz yere hele o yanındaki sürtük ile oraya uğrama bile eğer görürsem yaşarsın ozaman intikamın en acısını. Evet bıraktığın yerdeğim ama iyi bak bıraktığın gibi değilim. Herzaman seninle yatan aldı o kalbini 2 kuruşa satanmı beni birzamanalar seven o kişi kucaktan kucağa dolaşanmı sana layık olan ? Bak yine ağlamama bile dayanamayan sen ağlatıyorsun gel şu gözyaşlarımı sil elimden al bu sigarayı ellerime ellerin yakışırdı gülüşün bana sarılışında güzeldi. Herkes beni kıskandırır oldu yokluğunda senden sonra başkalarına sarılmadım ben kimse sendeki kokuyu vermedi kimse o kokuyu hissettirmedi ciğerlerime kadar. Diyemedim sana gitme diye o an yıkıldı dünyam okadar geçirdiğimiz ayı tek bir kelime ile tek bir saniyede sesin bile titremeden bitirdiğin o andan beri yaşayan ölü bu kız. Sen değildin o sen değildin beni terk eden olmaz dedim beni hergün sevdiğini söyleyen adam beni tek bir saniye ile sesi bile titremeden bitiremezdi. Sevdiğini söylerdi hergece kavga etsekte en son dediği seni çok seviyorum asla bırakmam. Bende inanırdım bu gidişin neydi peki ? Hiç sevmemiş gibi, hiç sarılmamış gibi, hiç kokumu hissetmemiş gibi.. Gidişin sana hiç yakışmadı inkar etme hiç mi sevmedin ? Gittiğin gün bittiğim gündü. Gttiğin gün seni ne kadar çok sevdiğimi anladığım gündü.Gittiğin gün beni başkasının kollarına gitmeme izin verdiğin gündü. Beni hiç sevmemiş hergece beni sevdiğini söyleyen adam beni hiç sevmemiş. Pardon yine adam dedim şerefsiz kelimesi üstünde daha hoş duruyor. Beni hiç sevmeyene ben hiç olmamış sayarım. Sevmek yok artık sevmek yok artık sevmek yok artık..

Ne istiyorum biliyormusun?

Ne istiyorum biliyor musun?
Herhangi bir semtin, herhangi bir kaldırımında, yanından geçen biri benim parfümümü sıkmış olsun. Sen de o parfümü, -gözlerin dola dola korkarak- ciğerlerinin en arkasına kadar çekmiş ol. Sonra kaldırıma otur ses...sizce, saatlerce ağla. Sadece hatırla.
Başka bir gün, aşık olduğunu sandığın her insana sarılırken karşındakinin ten kokusuyla benimkini karşılaştırırken bul ...kendini. İçinden; “Ne yapıyorum ben?” derken, pılını pırtını toplayıp “Eve gitmem gerekiyor” bahanesiyle, her neredeysen çık ordan. Yolda yürürken, yanlışlarını gör. Hatalarını gör, beni gör.
Televizyonda bir diziyi izlerken ya da film hiç farketmez, o diziyi benim izleyip izlemediğimi bilip bilmediğimi merak et. Öyle merak et ki, arayıp sormak gelsin içinden, ama arama. Arayamayacak kadar yüzsüz şekilde, aşık kal bana.
Herhangi bir gazetede burç yorumuna rastladığında, benim burcumu da okumaya devam et. Yeni aldığın her kitabı almadan önce, “o bunu önerir miydi acaba?” diye düşünürken aslında hayatta bazı şeylerin ne kadar imkansız olduğunu öğren.
Günün bitiminde, gece yastığa başını koyduğunda benim sana öğrettiklerimi kimle, nasıl, ne uğruna kullandığını tart kafanda.Kendinden nefret et, ailenden nefret et, beraber olduğun her insandan nefret et.
“Beni sev” demiyorum.
Ama şu şarkıyı dinlediğinde, herhangi bir nakaratında, göğüsünün olduğu yerde bir yerlerin biraz acısın, nolur..

21 Şubat 2013 Perşembe

Sevmek nedir?

Hani SEVDİM SENİ dedin ya.. !
NASIL SEVDİN BENİ.. ?
GözLerinLe bakarak mı.. ?
Yoksa içinde FIRTINALAR KOPARCASINA mı.. ?
Ya da geLip geçicimiydi sevgin.. ?
AkLıma takıLdı da SEN SEVMEK NEDİR BİLİR MİSİN.. ?
Çiçeği sever gibi mi sevdin beni.. ? Tuttuğun takım gibimi sahipLendin.. ? İçtiğin su qibi,
OLMAZSA OLMAZIN MIYDIM Yoksa.. ?
Sahi sevmeyi biLiyor musun.. ?
Peki BEN; NASIL SEVDİM SENİ..
Onu biLiyor musun.. ?
ANNEMİN BENİ SEVDİĞİ GİBİ üstüne titreyerekk..
Canın her yandığında AYNI ACIYI HİSSEDEREK..
YokLuğunda HAYATA KÜSEREK.. OLmadığında HERŞEYİN ANLAMINI YİTİRDİĞİNİ DÜŞÜNEREK..

Sen DÜNYAMSIN diyerek.. !
SEVDİM SENİ...
SEVMEK nedir anLadın mı şimdi..

8 Şubat 2013 Cuma

hiçmi özlemedin lan??

Hiç mi özlemedin lan? Hiç mi yazmak gelmiyor içinden? Bu kadar az mı seviyosun sen beni? İnadına yenilecek kadar az mı seviyosun? Sen benim tanıdığım insan değilsin. Hiç olmadın sen böyle biri. Ulan daha geçen 1 gün konuşmadık diye ağzıma sıçmıştın. 3 ay oldu lan 3. Hani seviyodun, hani aşıktın. Bu mu aşk? Üzülmek mi? Üzmek mi? Yapma bunu. Haketmiyorum. Gereksiz bir sebep yüzünden konuşmuyoruz saatlerdir. Lan ben deli gibi özledim, sende tık yok. Ya hiç mi canın acımıyo pezevenk. Ölüyorum desem umrunda olmıycak. Aferin sana. Sen böyle devam et. Hiç yokmuşum gibi, hiç olmamışım gibi yaşamaya devam et.

Bir aldatılış , belki de bir ölüm şekli..

İTİRAF :

Boşluk... Hiç hissettiniz mi bomboş olduğunuzu? Bir korkunuz varken neyden korktuğunuzu bilmeden geçen her dakika sizi karamsarlığa daha çok itti mi? Sevdiğiniz bir insanı kaybetmeye yaklaştığınızda göğüs kafesinizde bir hava yastığı şişer. Bütün organlarınız ezilir, hissedersiniz. Ve ondan doğan sebepsiz korku... Tarif edilemeyecek kadar ağırdır.
Yavaşça okula girdim. Okulun ilk haftası kampüs ve derslikler boş olur. Çoğunluk hala tatildedir.
Odama çıktım ve üzerime yeni aldığım pantolonla beyaz bir bluz giydim. Hava soğuk olduğu için montsuz dolaşılmıyordu. Ah, bir de soğuk ve kapalı hava kötü bir şey olacağına haber verir ya hep; güneş ışınları kapkara bulutların içinden bile zor geçiyordu.
Ortak salona geçtim. Hafiye Sultan her yeri temizleyip mis gibi kokutmuştu. Ancak kalorifer hala açık değildi. Televizyonu açmak için ilerlediğimde gelen kıkırdama yavaşça doğruldum ve kulak kesilmeye başladım.
"Kerem yapma..." dedi henüz kim olduğunu çözemediğim kız. Fakat Kerem'in adını duymam onlara doğru ilerlemem ve onları kontrol etme dürtümü bastıramamam için çok yerinde bir nedendi. Ki başımdan aşağı dökülen kaynar suların haddi hesabı yoktu.
Kerem'in beni aldattığını tahmin etmek zor değildi ancak gerçeklerin yüzüme vurulması hiç iyi olmamıştı. Sanki biri bir oyun hazırlamış ve beni de piyon olarak oyuna sürmüştü.
Kütüphaneye ters düşen bir kamera vardı ve sesler kütüphaneden geliyordu. Sırtımdan yukarı bir ürperti sardı tüm bedenimi.
Aralık kapıdan onlara baktım. Kerem; kızın şortunun açıkta bıraktığı bacaklarını tutuyor ve kızın dudaklarını sömürüyordu. Mide bulantısı ve baş dönmesi eşliğinde kapıyı sertçe çarparak açtım. İkisi de korkarak bana döndüler..
Ece...
Kerem'in beni Ece'yle aldattığını düşünüyordum zaten ama onları böyle görmek...
"Damra?" dedi Kerem şaşkınlık dolu bir sesle. Öfke saçan gözlerimi ona diktim.
"Damra ben açıklayabilirim..."
"Ya öyle mi? Açıkla o zaman!" bu gibi durumlarda aslında açıklama kısmını dinlemek gerek. Daha ne kadar düşeceğini anlarsınız bir insanın.
Boş gözlerle bana baktı. Açıklanacak hiçbir şey yoktu çünkü.
"Yeter Kerem! Ben senin tüm saçmalıklarına katlanmak zorunda değilim! Bitti." sevgiliniz okulun en çapkın çocuğuysa bir yere kadar sabır edebilirdiniz. Konuşmasına fırsat tanımadan arkamı dönüp yürümeye başladım. Kolay ağlayan biri değilim ama o an daha önce hiç ağlamadığım kadar ağladım. Gözyaşlarım benden izinsizce yuvarlanıyordu. İstemsizce bir hıçkırık koptu boğazımdan.
Görüş alanım hiç olmadığı kadar bulanıklaşmış, ne zaman bittiğini bile bilmediğim şarkı yerini bir diğerine bırakmıştı. Kulaklarım sesin yüksekliğinden acıyordu ama umursadığım da söylenemezdi. Caddeye adım attım ve o sırada korna sesleri arka fon olarak bana eşlik etti.
Sonra vücudum bir bez bebekmiş gibi uçmuştu tabii... Bana çarpan araba hiç durmadan gitti. Olayı görenlerden birisi ambulansı aramıştı. Her şeyi duyuyordum, bilincim kapanmama konusunda oldukça ısrarcıydı doğrusu. Ambulans geldiğinde hiç vakit kaybetmeden beni içeri aldılar.
"Çok kan kaybetmiş." dedi başımda dikilen bir doktor.
"Bilinci hala açık. Nabzı düşüyor."
Öyle ya da böyle bir şekilde hastaneye gelmiştik.
"Yol verin çok kan kaybetti! Ameliyathaneyi hazırlayın hemen!" Ve sesler birer perde daha uzaklaştı. Her yer daha da kararmıştı ve bir şeyin bedenimi terk ettiğini hissediyordum.
Yavaşça doğruldum ve sedyeden kalktım. Ani bir dürtüyle sedyeye baktım, bedenimi ameliyathaneye sokacakları sırada ruhum bedenimi terk etmişti...
"Ölüm tarihini ilan edin."
Size bir itirafta bulunayım mı? Ben hala yaşıyorum..

Ne olacak biliyor musun?

Bu sefer ben değil sen defalarca arayacaksın, sen uğraşacaksın kazanmak için, sen ne olursa olsun yanında olacağım diyeceksin, sen beni sevdiğini söyleyeceksin, sen karşılaşmak için dualar edeceksin, sen bir şansın daha olacağına inanacaksın, sen beni düşünmekten uyuyamayacaksın, sen beni gördüğünde konuşmak isteyeceksin, sen kıskanacaksın beni herkesten ama benim gibi aşık olduğundan değil hırsından. Ve o hırs, o bana ulaşamama, o engeller seni biraz daha fazla öldürecek, her gün daha çok zarar göreceksin.

7 Şubat 2013 Perşembe

Senden nefret ediyorum !!

Senden nefret ediyorum. İnanması güç değil mi? Bana da öyle gelirdi başlarda ama öyle güzel uzaklaştırdın ki kendinden, öyle güzel yalanlar söyledin ki bir anda gözümdeki o kusursuzluğun yok oluverdi. Düştün de düştün. Tiksindim. Hem senden; bana söylediğin yalanlar için, yaptıkların için, hayatımdaki herkesi benden alıp, kendinde çekip gittiğin için.. Hem de kendimden; sana inandığım için, senin için herkesi karşıma alabilecek kadar aptal olduğum için, uğruna kendimi değiştirmeye çalıştığım için.. Pişmanım deli gibi. Yok oluşuma sevinen bir adamın varlığıyla mutlu olduğum için pişmanım. Geçmişinin acısını benden çıkaran bir adamı sevmişim. Bensiz de mutlu olan birine adamışım tüm gözyaşlarımı. Seninle ilgili her şeyden nefret ediyorum. Bunca şeye rağmen parfümünün kokusunu duyunca gözlerimin dolmasından, her hareketinde bir umut aramaktan, her bakışında biraz olsun sevgi aramaktan, dudaklarından dökülen buz gibi sözlerden, adından bile, en sevdiğin şarkıdan, en sevdiğin renkten, uğurlu rakamından.. Hepsinden nefret ediyorum. Seninle ilgili her şeyden nefret ediyorum. Kaç kez hayal kurdurup, hiç düşünmeden yıktın onları bir bir haberin var mı? Ne halde olduğum gram umrunda mı? Hadi beni unuttun diyelim, bana yaşattıklarını bu kadar çabuk unutabildin mi sahiden? Hiç mi için sızlamıyor? Benim hala deli gibi canım yanıyor çünkü. Durmadan içimi yiyip bitiren bir kin var sana karşı. Geçecek. Biliyorum. Atlatacağım. Sensizken öğrendim güçlü olmayı. Yanımda güvenecek kimse kalmadığında, ayakta kalmayı öğrendim. Şimdi tam kendimi toparlamışken, ne olur geri dönme.

2 Şubat 2013 Cumartesi

Gideceksin..

Gideceksin,biliyorum.Ne yaşasak da bana ne söylesen de gideceksin.
Bedelini yine ağır bir şekilde ben ödeyeceğim.Farklı dünyalardan gelmiştik,farklı dünyaların insanlarıydık.Ve sonra bir evren olduk.Uzay olduk birlikte kaydık boşluklara.Ama bir bütündük.Ve bunun bedelini ben ödeyeceğim.

Hatırlar mısın?Beni nasıl bu kadar çok seviyorsun diye sormuştun bana.
Sonra ben susa kalırdım.Sarılırdım sonra sana.Anlatamazdım.Çünkü dilim dönmezdi sana bakınca.Konuşmasını bilmeyen bir çocuk oluverirdim.Biz hiç aşk yaşamadık seninle.Biz birlikteydik,o kadar acı çektik ki;
el ele yürüme imkanımız olmadı.Birlikte Sezen dinleme fırsatımız olmadı.Çünkü ağlamakla meşguldük.Evet ara ara şiddetli kavgalarımız oluyordu,siktir et onları.Bak konumuzun bununla bir ilgisi yok,ama ben senin bana çay demlemeni özledim.Sonra onun yanında simitte alırdın bana gelirken,ben seni beklerdim.
Kahvaltı edişlerimizi özledim.Senin bana cevapsız çağrılarını özledim,beni aramalarını,merak edişlerini hastalandığımda benimle ilgilenişlerini.Şimdi neredesin,hayatında kim var,mutlu musun onu bile bilmiyorum.Benim hayatım senin iki kirpiğinin arasındaydı be..
Çay demleyecektik,sen gelirken simit alacaktın,kahvaltı yapacaktık.
Dur işte biraz daha,bir kaç gün mutlu olalım birlikte,zaten sonra gideceksinbiliyorum..
Ne yaşasak sileceksin..

Bana sorardın ya ; beni nasıl böyle seviyorsun diye..
Yaklaş..
Anlatayım..

Sevmekten yoruldum..

Yoruldum ben seni düşünmekten, seni özlemekten, mesaj attın mı diye sabahlamaktan, attığın mesajları tekrar tekrar okuyup, sırf sen dinliyorsun diye daha önceden adını bile duymadığım şarkıları dinlemekten, adının geçtiği her yerde susmaktan, gittiğin yerleri ezberleyip hep orada olmaktan, yağmurlu havalarda tek başıma ıslanmaktan, seni hep arkadaşlarıma anlatmaktan, yanımda olmadığın için başkalarından kıskanmaktan, üşütüp hastalanırsın diye endişelenmekten, kısacası ben seni sevmekten yoruldum.

27 Ocak 2013 Pazar

Sessiz ve sakince..

Son kez baktım fotoğrafına uzun uzun. Yüzündeki tüm ayrıntıları tek tek inceledim son bir kez gitmeden önce. Bakarken bütün anılarımız belirdi gözümde. Hepsini baştan sona izledim. Son kez ağladım ona. Bir daha olmayacaktı. Sesine, yüzüne, her şeyine elveda dedim son kez. Binlerce kez elveda demiştim daha önce. Bu sonuncusuydu. İçimde kalan o azıcık duyguyu da bitirecekti bu elveda. Onun hayatında olmayışımı kabullenmek zorundaydım. Ben onun için sadece canı sıkılınca mesaj attığı bir eski sevgiliydim. Bundan sonra ne mesajlarına cevap verecektim, ne de aradığında açacaktım telefonu. “Son bir kez.” dedim kendime, “Son bir kez doya doya bak. Hiçbir zaman senin olmamış ve olmayacak o kişiye son bir kez bak. Bir zamanlar ölesiye sevdiğin, onun için her şeyi göze aldığın adama son kez bak. Seni hemen unutmuş, yerine başkasını koymuş o adama son kez bak. Sadece bir kez gördüğün, kollarında güveni bulduğun, hiçbir zaman bırakmak istemediğin o adama son bir kez bak. Sen onun hayatında kalıcı bir yer edinememişken, hep geçici olmuşken, onun senin hayatında edindiği yere de bak son bir kez. Nasıl da kaplamış hayatını. Yerine kimseyi koyamamışsın. Kimseyi onu sevdiğin gibi sevememişsin o gittikten sonra. Bak! Bak da ağla kendini parçalayarak unuttuğun, hatta hiçbir zaman tam olarak unutamadığın o adama! Farklı olduğunu, onun hayatında önemli bir yerin olduğunu zannederken, onun için sadece bir heves olduğunu tekrar gör bakarken o fotoğrafa. Sen hiçbir zaman onun aşkı olamadın. Sen sadece bir hiçtin. Ama o senin hayatının unutulmaz aşkı olarak kalacak her zaman…” Fotoğrafını kapattım. Devam ettim hayatıma hiçbir şey olmamış gibi. Devam ettim sanki o hiç olmamış gibi. Rol yapmaya devam ettim. Sürekli rol yaparak geçirdiğim o iğrenç hayatıma devam ettim. Ağladığımı görmeyecekti, duygularımı hissetmeyecekti. Ne de olsa hiçbir yerim yoktu hayatında. Sessizce devam ettim sahte gülüşlerime ve unuttumlarıma. Sessiz ve sakince izledim ölümümü son kez…

20 Ocak 2013 Pazar

güven işte !

Çünkü yeni tanıştığım her insana gidecek gözüyle bakıyorum. Acaba bu ne kadar kıracak, acaba ne kadar sürecek. Sonra kafamda zaman veriyorum o insana. Zamanı dolduğu halde hala benimle mi, tamam diyorum ve ben de duygularımı döküyorum ortaya. Öküz gibi güvenmek nasıl bi duygu bilemezsiniz. Öyle güveniyorum işte.

16 Ocak 2013 Çarşamba

Neden mi vazgeçtim?

‎"NEDENMİ VAZGECTİM DİNLE O ZAMAN"
Kötü günümde yanimda olmadığında vazgectim. Canın sıkıldığında benimle paylaşmadığını, kırılacak veya tedirgin olacak olsam bile düşüncelerini açıkça söylemediğini anladığım an vazgectim. Bana yalan söylediğini anladığım zaman, gözlerime baktığında kalbinle bakmadığını ve bana hala söylemediğin şeyler olduğunu hissettiğim an vazgeçtim. Her sabah benimle uyanmak istemediğini, geleceğimizin hiçbir yere gitmediğini anladığım zaman vazgeçtim. Düşüncelerime ve değerlerime değer vermediğin icin vazgeçtim. Ağrılarımı dindirecek sicak sevgiyi bana vermediğinde vazgeçtim. Sadece kendi mutluluğunu ve geleceğini düşünerek beni hiçe saydığın icin vazgeçtim. Tablolarımda artık kendimi mutlu çizemediğim ve tek neden sen olduğun icin vazgeçtim. BENCIL OLDUGUN ICIN VAZGECTIM! Bunlardan sadece bir tanesi senden vazgeçmem icin yeterli değildi.. Ama hepsini düşündüğümde senin benden çoktan vazgeçtiğini anladım. Bu yüzden ben de senden VAZGEÇTİMMMM!

13 Ocak 2013 Pazar

Artık senden nefret ediyorum.

Ne kadar bağırsam da, ne kadar ağlasam da, her ne kadar oraya buraya dikkatini çekebilmek için girmediğim kılık kalmasa da, bana geri dönmeyeceğini biliyorum. Adım kadar eminim, evet. Seni sevdiğim için pişmanım. Cebimdeki son kuruşu sana harcadığım için, bile bile kendimi aptal yerine koyduğum için, yüzündeki gülümsemeyi görmek için yapmadığım maymunluk kalmadığı için, senin yanında çocuklaşıp mantıksız cümleler kurduğum için çok pişmanım. Senin için herkesi hiçe sayıp, seni sahiplenip kafamın dikine gittiğim, seni kıskanıp korumaya çalıştığım için pişmanım. Ayrıldıktan sonra tüm paramı sigara ve alkole yatırdığım için senden nefret ediyorum. Hayatımdayken de, hayatımdan gittikten sonra da bana zarar vermekten başka hiçbir şey yapmadın. Sen haberin olmadan, farkına varmadan beni paramparça ettin. Ciğerlerim küle döndü, ses tellerim parçalandı bağırıp ağlamaktan, gözlerim şişti, benzim soldu, zayıfladım. Sana sevgilim diyemediğim her saniyenin Allah belasını versin. Hayat bu kadar acımasız olmamalıydı. Sen gülerken ben ağlardım, bunu kabul ederdim yeter ki mutlu ol diye ama başkasına dokunduğunu duyunca ağzıma geleni saydım. Bunu nasıl yaparsın, nasıl bu kadar midesiz olursun diye düşündüm. Ama hayat bu. Vücudumda sana ait izler var ve bunlar için pişmanım en çok. Sana kızıp camlara attığım yumruklar, parmaklarımın üzerinde derin kesikler bıraktı ve ben onlara her baktığımda o günkü gibi sinirleniyorum. Sen beni hiç anlamadın. Bana söylemediğin ve içinden gelmeyen şeyler için sana kızamam. Keşke bu kadar güzel rol yapmasaydın veya keşke bu kadar aptal olmasaydım. Toparlanacağıma yemin ettim bugün. Seni unutacağım. Belki uyandığımda her şey yoluna girer, belki büyüyünce geçer; bilmiyorum. Ama seni unutacağım. Unutamasam bile alışacağım. Başka birisi hatırlatmadığı sürece, bi yerde adın geçmediği sürece aklıma bile gelmeyeceksin. Ben böyle olsun istemezdim ama buna sebebiyet veren şey senin yalanların. Ne demişti şair, "Ben sensiz de yaşarım ama seninle bir başka yaşarım."

6 Ocak 2013 Pazar

İhanet..

Ben senin gibi ayrılığın ertesinde başka bir el tutamadım. En son senin ellerin ellerimdeydi. Ellerimi bıraktığın günden beri hiç bir eli sıkmıyorum. Ellerine dahi ihanet edemedim.
Kimseye sarılamadım senden sonra. Kokun sinmişti üstüme, ve hâla kokuyor tenimdeki hücrelerimin arasında. Kokuna bile ihanet edemedim.
Ayrılığın ertesi gününü bırak, haftalarca, aylarca öpemedim kimseyi. Sanki o dudaklar benim değildi, başkasına ait, emanetti. Senin en son kondurduğun o minin öpücük bile hâla sağ yanağımda duruyor, tam da o bal çukurunda. Ben senin öpmelerine dahi ihanet edemedim.
Başka gözlere hiç bakamadım, gülemedi gözlerim. İlk günkü gibi suskun bir halde çekildiğim köşemdeydim. Sustum çoğu zaman, üzüldüm ama gülemedim. Yani ben bir zamanlar senin baktığın, benim gözlerime, yanin aslında senin gözlerine ihanet edemedim.
Senden sonra kimseye “Seni seviyorum” diyemedim. Çıkmadı iki dudağımın arasından, gelemedi bir araya o kelimeler. Sana, bana, bizeait olan sevgime de ihanet edemedim çünkü. Seninle anlamlıydı, benimle anlam kazanıyordu.
Bir zamanlar birlikte kurduğumuz hayallerimizi de satmadım kimseye. Hala kulağımda çınlıyor, hâla geleceğe taşınıyor benimle. Yani o hayallerimize de ihanet edemedim ben.

Bunlar geçmiş zamanlardı, geçen anlardı. Senden geçti belki ama benden geçmedi. Aslında senden de geçemedi biliyorum. Ama ne olacak dersin bundan sonra?

Peki ya şimdi ne durumdasın sen?

Şimdi, benim öpmeye kıyamadığım o dudakların, hangi şarapsızın dudaklarında.
Şimdi, her sarıldığımda içime çektiğim teninin kokusu, hangi kıymet bilmezin teninde, kim bilir kimin kirli bedeninde.
Şimdi, ellerin kimin ellerinde, kim ısıtıyor onları her üşüdüğünde.
Şimdi, bana bakan o minik gözlerin kim bilir hangi uçkuru bozuğun gözlerinde.
Şimdi, şimdi ne biliyor musun?

Sen tüm o ihanetleri sokarken sevgime, ben senden başkasını sokamadım sevgime, ihanet olur diye.
Kusura bakma sevgilim, özür dilerim.
Ben senin kadar şerefsiz değilim.
Sen benimdin, şimdi ellerin.
Ben sevgime ihanet etmedim, kusura bakma iki yüzlü sevdiğim

Bu aralar..

Bu aralar biraz duygusalım, üzgünüm biraz, yalnızım. Güzel görünemeyecek kadar çirkin. Seni hatırlamayacak kadar sarhoş, aramızdaki ironiyi kağıda dökecek kadar farkındayım.
Özleyecek kadar cesur, numaranı tuşlayamayacak kadar korkağım.
Ya başkası açarsa ihtimalini düşünecek kadar ileri görüşlü, neyse siktir et diyecek kadar umursamazım. Rüzgarda saçlarının uçuşuna rota çizecek kadar kaptan, hayatında yedek kalacak kadar amatörüm.
Çok zaman sonra herhangi bir yerde, sıradan bir şekilde gel desen düşünmeyecek kadar hala aşık, gelecek kadar hala salağım.

4 Ocak 2013 Cuma

Sen bitmeyenlere iyi bak!

Sevgilim
Ben hoşçakalamadım
Sen güle güle gittin mi?
Beni bir vedaya sığdırdın ya, ben umut diye beklerken unut dedin ya hani, inan unutamam seni. Oysa koca bir ömür vardı bizi bekleyen, oysa nerede olursan ol kalbin hep benim için çarpacaktı, ruhun hep benimle olacaktı. İnan kandırmıyorum artık kendimi. Kaderle inatlaşmıyorum. Sen kendine neyi yakıştırdın bilmem ama ben sensizliği çok yakıştırdım kendime. Sen gittikçe, ben güzelleştim. Artık bu kaldırımları soğuk şehrin en zifiri yerindeyim. Ne senin gelmeye yüreğin yeter, ne de benim gel demeye takatim...
Ayrı dünyalara doğru yol alırken, gün olur koparırım kendimi senden. Gün olur özlerim seni, gün olur hayal kurarım, hiç gitmemişsin gibi. Ve birgün olur ki, unuturum seni. Beni unuttuğun gibi. Yine de kimseyi yerine koyamam. Yeniden sevemem. Ne göze alabilirim ne gönlüme...
Şimdi bir hayatın sıradan zamanları gibiyiz seninle. Değmeyiz hatırlanmaya. Ve hep unutmaya az kala çıkarsın yoluma. Öyle yokken, öyle silinmişken hafızamda, söndüğüm yerden tutuşurum. Sonra yine gidersin. Hiç yaşamamış kadar asi olurum, hiç yaşamayacak kadar bitmiş...
Sen bitmeyenlere iyi bak...
Yüreğinden öpüyorum...

İstiyorum.

İstiyorum.
Seninle bir hayatı paylaşmak istiyorum ben. Gece su içmek için kalktığımda seni görüp gülümsemek ve yanağına bir öpücük kondurmak istiyorum. Sabahları senden önce uyanıp, senin uyuduğunu görünce uyuyor numarası yapmak istiyorum. Ve her sabaha senin nefesini hissederek uyanmak istiyorum. Beraber çok sevdiğin futbol maçlarını izleyelim istiyorum. Sen oyunculara bağırırken sana bakıp senin o halinle dalga geçip, eğlenmek istiyorum. Ve maç bitince sırf bunun için beni gıdıklamanı da istiyorum. Gece çocuğumuz ağladığında “hadi ama sıra sende” demek istiyorum ve her seferinde bana kıyamayıp senin çocuğumuza bakmanı istiyorum. Senin uykunu bölmeni izlemeye kıyamayıp, bende uyanmak istiyorum.
Beraber kampa gitmek istiyorum. Gece gelen seslerden korktukça sana iyice sarılmak hissetmemek için seni konuşturmaya çalışmak istiyorum. Saatlerce denizi seyretmek ve sahilde uyumak da istiyorum ben. Bir de beraber futbol oynayalım sevgilim, sen çok seviyorsun çünkü. Sen seviyorsun ve ben de istiyorum. Kışın kar topu oynamak istiyorum, karda yuvarlanmak birbirimizi vurmaya çalışmak istiyorum. Soğuktan donan burnuma hohlamanı da istiyorum. İşten gelince seni karşılamak ve sıkı sıkı sarılıp “seni çok özledim kocacım” demek istiyorum.Senin de saçlarımın kokusunu içine çekmeni istiyorum. Beraber rakı içmek istiyorum, tabi yanına bir de balık. Ohhh yummy

Ben aslında arada değil, hep güzel şeyler düşünüyorum. İkimiz için sürekli hayaller kuruyorum.

Ve beni sonsuza dek sev istiyorum.

biraz geç..

Biz olamadık ki be, birbirimize hayat olamadık. Sen benim hep saklı kalan cennetim oldun, bense senin kaçtığın cehennemin. Olsun üzülmeni istemem hem bende üzülmem böyleyken. Mutlu ol sen, mutlu bak insanlara. Gül, eğlen bak ben böylede mutlu olurum. Öylede severim seni, öylede beklerim. Ama dedim ya vakit çok geç. Kahverengi gözlerinde boğulana dek yüzmem için. Kolundan tutup kendime çekip öpmek için. Kulağına fısıldayıpta seni seviyorum demek için. Ne bileyim herşey için çok geç, herşey için..

Özel bir nedeni yok.

Seni sevmemin özel bir nedeni yok , genel olarak seni seviyorum , sabah erkenden kalkıp seni seviyorum , kahvaltı yaparken , çay içerken , annem sofrayı kaldırırken seni seviyorum , evden çıkarken , ayakkabılarımı giyerken , binanın giriş çıkış kapısını açıp kapatırken seni seviyorum , işe giderken , büfeden bir paket sigara alırken , otobüse binerken , akbil basarken , otobüsteki o arka taraftaki boşluğa doğru ilerlerken , inmek için düğmeye basarken , indiğim o durakta ben seni seni seviyorum..

Simitleri aldım aşkım , her zamanki buluştuğumuz çay bahçesinde seni seviyorum.

3 Ocak 2013 Perşembe

Sen, yaşarken öleceksin.

Hani şu senin deli gibi sevdiğin insan bir gün sana "Seni seviyorum." der de, çıkarsanız, anlatayım neler olacak.
İlk önce sana seni sevdiğini söyleyecek, senin için uğraşacak, seni mutlu edecek, sana sarılacak, seni öpecek, sana istediğin herşeyi verecek. Hediyeler alacak, seninle uyuyacak, gezecek, birlikte kahkahalar atacaksınız. Sonra yemek, sonra resim, herşeyi birlikte yaşayacaksınız. Ayakların yerden kesilecek, herkese onu anlatacaksın, hatta ondan başka hiçbir şeyi konuşmayacaksın. Onun sonsuza dek yanında olacağını düşünüp, onun için herkesi karşına alacaksın. Hayatını, ondan ibaret gibi anlatacak ve yaşayacaksın. Gözlerinde kaybolacaksın, ellerini bırakmak istemeyeceksin, üşüdüğünde ona sarılacaksın, kalbinin atışını hissedeceksin, kokusunu ciğerlerine kadar ezberleyeceksin. Ne zaman ne yaptığını, mimiklerini, kirpiklerini, ellerini aklına gelecek ne varsa bir bir aklına işleyecek hepsinin şekli şemali. Herşey güzel gidiyor diyeceksin, sonra bir şey olacak. Bir soğukluk girecek araya, bir umursamama, bir takmama. İşte o zaman yerden kestiği ayaklarınla çakılacaksın yere. Bir şey olmayacak vücuduna ama kalbin parçalanacak. Öleceksin her gün. Çünkü o senden sıkılmış olacak. Çünkü o senden bıkmış, artık başka tatlar arıyor olacak. Çünkü o, çoktan bir başkasıyla konuşmaya başlamış, senden kurtulmanın yolunu arıyor olacak. Sen ne mi olacaksın? Hayatına giren her insana onun sana yaptığı bu şerefsizliği ödetmeye çalışacaksın. Canı yansın isteyeceksin, senin mutluluğunu duysun, kahrolsun diye dualar edeceksin. Onsuz mutlu olabileceğini kanıtlamaya çalışacaksın, nefret ede ede seveceksin. "Bir gün bana gelirse asla dönmeyeceğim." yalanına kendini inandıracak, ama hep gelmesini bekleyeceksin. Sen ne mi olacaksın?

Sen, yaşarken öleceksin.

2 Ocak 2013 Çarşamba

Yaşarken ölmeyi öğrettin bana.

Bu ayrılık bana hiç iyi gelmedi. Sanki ben artık ben gibi değilim. Çok farklılaştım. Önce yaşamayı unuttum. Sanırım hissedemiyordum. Sadece nefes aldığımın farkındaydım. Bir de sigara içtiğimin. Onun dışında mutluluk, huzur, sevinç, umut gibi tüm hisler yerini kocaman bir boşluğa bırakmıştı. Biraz zor oluyordu. Bu boşluk öylesine derindi ki, içine çekiyordu tüm benliğimi.

Yıkım sonrası ayakta durmaya çalışan bir bedendim sadece. Yaşamak işlevini yerine getiren bir kalbim vardı sadece. Ama kalbim, dayanamıyordu. Her gün o kocaman boşluğun beni yok etmesine dayanamıyordu. Eskisi gibi atmıyordu. Delicesine atmıyordu. Usul usul, sudan çıkmış bir balığın yaşadığı şoku yaşar gibi atıyordu. Sahi, sen gidince sudan çıkmış balığa dönmüştüm. Önce biraz afalladım, sağa sola saldırdım, ardından yavaşlamaya başladı her şey. Sonrası ise kocaman bir boşluk.

bu kadar zor olacağını tahmin etmemiştim. “her zamanki gibi, biri geldi ve gidiyor, alıştım buna” demiştim. Ve her zamanki gibi yıkılmıştım. Göğsüme öyle bir öküz oturmuştu ki, git gide dibe batıyordum. taşıyamıyordum kendimi, yükümü. O küçücük bedenimle ne de ağır yükler altına girmiş kalbim. Oysa çok erkendi, ölmek için. Yaşanacak onca gün varken, ölmek için çok erkendi be.

Ne yapayım işte, sende biraz insaf et. Çok seviyordum seni. Çok aşıktım. Kendimi tüm masumiyetimle sana teslim etmiştim. Ama sen, sen bunu reddettin. Neden bilmiyorum ama sana yetemedim. Ya da fazla geldim. Çok sevdiğim için gittin belkide. Hiçbir fikrim yok. Olsun. Yine de teşekkür ediyorum. Seninleyken yaşadığımı hissetmiştim. Şimdi de öldüğümü hissediyorum. Bana yaşarken ölmeyi, ölürken yaşamayı öğrettin.