26 Aralık 2012 Çarşamba

Geçti , geçecek.

Beni hiç merak ettin mi, acaba nasıl diye sormak istedin mi kimseye, ne yediğimi ne içtiğimi nasıl yaşadığımı düşündün mü. Bunları sana neden soruyorum bilmiyorum, biz seninle çok şey yaşadık, biz seninle bir süre için aynı hayatı yaşadık.. Bunu bana yazdıran şey ne gerçekten bilmiyorum. Özledim diyeceğim, umurunda olmayacak, demiyorum o yüzden. Neyse, uzatmayacağım neredesin ne yapıyorsun hiç bilmiyorum. Dilerim iyisindir, dilerim her şey yolundadır. Eğer aklına gelirsem lütfen, beni anlamak, nasıl olduğumu ağlamak için, göğsüne bir bıçak geçir ve kalbine elini bastır. Geçti geçecek.

Toprak.

Bu boktan hayatı yaşamaya değer kılan tek şey, hala oralarda bir yerde olduğunu bilmek . Yanımda olmasan da senden başka kendimi ait hissettiğim hiçbir şey yok. Bunun için üzülmeli miyim, sevinmeli miyim bilmiyorum.Bir daha asla birlikte olamayacağımızı biliyorum, daha da kötüsü birlikte ölemeyeceğimizi biliyorum..
Toprağın kalbi kırılmaz mı şimdi..

Susuyorum..

Seninle ilgili ne kaldıysa aklımda, olur olmadık zamanda hatırlamaktan korkuyorum. Alıştım derken herhangi bir yer ya da olayda senin de içinde bulunduğun bir mutluluk canımı son derece fazla yakabiliyor. Beni yanlış anlama, senden nefret etmem söz konusu olamaz, ama hala seviyor olmak da canımı çok acıtıyor. Ne yapacağıma dair hiçbir fikrim yok. Şimdilik sadece zamanın bana iyi gelmesini umuyorum. Bunu yaparken seni özlememek için elinden geleni yapıyorum, olmuyor.. Bazen yüzüne bakıp, senden seni böylesi aptalca sevdiğim için özür dilemek düşüncesine kapılıyorum..
"Bir şey değil" dersin diye vazgeçip, susuyorum..

Bitişimizi izledim..

Sigara içmeni sevmiyordum. Çünkü seni yavaş yavaş öldürüyordu, ölmeni istemiyordum. Sana da söyledim defalarca ama her seferinde “son sigaram lütfen” dedin, öyle güzel baktın ki hayır diyemedim. Hep içtin ben de hep seni izledim. Öyle güzeldin ki sigara içerken, başkası görürse diye kıskandım hep. Başkası görür de çok güzel derse, ya da sana bakarsa diye korktum.Aslında içmemeni istememenin nedeni... bunlar değildi. Hiç söylemedim sana. Ama seni içtiğin sigaradan kıskanıyordum ben. O sana benden daha yakındı. Dudaklarındaydı. Dumanını içine çekiyordun benim kokumu çeker gibi.
Ve sen yine sigara içiyordun, bu sefer karışmadım.
Sigaranı içtin, bitti.
Biz de bittik.
Külleri dağıldı dört bir yana,
Biz de gittik.

23 Aralık 2012 Pazar

boşluktaydım.

Boşluktaydım. Birgün o çıktı karşıma. Tanıştık, konuştuk, görüştük. Gün geldi baktım o ve ben değilde ''biz'' olmuştuk. Beni seviyordu. Yani öyle diyordu. Kısa zamanda çok mu bağlanmıştım, evet, delicesine. ''Biz'' vardı artık o ve ben ''biz'' olmuştuk. Mutluyduk, hayallerimiz vardı bizim geleceğe dair o çok güzel hayaller . Hep sevecekti beni, hiç bırakmayacaktı. Söz vermişti gitmeyecekti. Hep mutlu olacağız diye bi koşul yoktu bizde, evet kötü günlerimizde olacaktı ama biz elele verip katlanacaktık buna. Ama bigün bu kurduğumuz hayaller hepsi suya düşürdü. Gitti. Tartışmalarımız, inatlaşmalarımız bitirmiş bizi. Öyle demişti yani, halbuki bahaneydi, sıkılmıştı. Oysaki ben her kavgamızda bile ona birkez daha aşık olurdum. Evet inanasım gelmedi ama hiç sevmemiş gibi, o kadar zamanı birlikte başkasıyla geçirmiş gibi, hiç acımadan, arkasını dönüp gitti. Nasıl olurdu? Beni, ''meleğim'' dediği kişiyi nasıl bırakabilirdi? Bu sorular beynimi kemirip duruyordu. Ya hiç dönmezse? Ya başkasının olursa? Ama olamazdı, söz vermişti bana. İlk başlarda ''hayır, gitmedi o beni bırakamaz, geri dönecek" diye ısrarla kendimi buna inandırdım. 1 saat konuşmasam bile delicesine özlediğim kişiyle 1 gün boyunca konuşmadım. Belki küçük bi zaman süresi olabilir ama bana bir ömür boyu yokluğunu hissedecekmişim geldi. Tüm gün Dua ettim. Tek bi mesajıyla beni mutluluktan öldürebilirdi. ''Seni seviyorum'' diyebilirdi. Gecenin sonunda beklediğim mesaj geldi. Ama '' bu mesaj seni seviyorum olarakta olabilirdi ama olmadı '' diye başlıyordu. Yıkıldım. Nasıl bunu diyebilirdi bana? Altı sayfalık o mesaj hiç bir anlam içermiyordu benim için. Tamamen bitti dediğini hiç unutmam, harbi harbi bitti. Artık kendimi alıştırmalıydım bu duruma. O yoktu, gitmişti ve en kötüsü benim değildi. Mesaj atmıycam dediğim halde dayanamayıp, hergün attım, attım, attım... Gururumu ayaklar altına alıp attım, pes etmedim. Çünkü bilirdim aşkta gurur olmazdı, olmamalıydı. Onun bana bi sözü vardı,'' kimse olmıycak hayatımda, gün gelir evlenmiycem, benim karım içimde kendi kendini öldürdü'' demişti. Ama sözünü tutamadı. Tutmasında zaten yanlızken çok mutsuzdu. Başkasıylaydı artık. Çok ağladım. Günlerce, gecelerce, haftalarca.. Ama nafile. Dönmedi. Ha bide en kötüsü, benimle kurduğu hayalleri onunla yaşadı. Bizimde saçma sapan pozlarımız olacaktı, kıskandırcaktık milleti. Benimle değilde onunla yaptı bunları gözüme soka soka. Kabul ettim artık başkasının olduğunu. Kabullendim veya susturdum kendimi zaten oda öyle istiyodu. "Sus" diyordu . Sustum. Zaten başka ne yapabilirdim ki? Başkasıyla olması değilde bir de arkamdan ''zaten hiç sevmedim'' demesi beni öldürdü. Haketmişmiydim ki bu olanları ? Bilemem, belki hakettim. Çünkü o herşeyin en iyisini bilirdi.

22 Aralık 2012 Cumartesi

yeniden..



Ve beklenen son geldi , bitişimizi izledik . Ne o devam diyebildi ne ben..
İkimizde biliyorduk bir şeylerin tükendiğini…
Ve bitmesi gerektiğini…
Bitti .
Şimdi kimseyi istemiyorum hayatımda , korktuğumdan değil yada sevemeyeceğimden...
Ben onda kalsın istiyorum ‘aşk’…
Onunla hatırlamak istiyorum kurduğum onca hayali..
Olmasada ve olmayacak olsada , hatta olmasını bende istemesemde ‘özel’ kalsın istediğimden…
Dudaklarım onda , ellerim ellerinde ve bedenimin sıcaklığı onun bıraktığı gibi kalsın .
Hayat onda kalmasın ama ‘yaşanmışlık’ onda kalsın istediğimden…
Yeni birileri mi ?
Tercihim yalnızlık değil elbet , ama ‘yeniden’ demeye yok istek..

Bugün vazgeçtim senden.

Bugün vazgeçtim senden..
O yanındakini görünce bitirdim içimdeki koca sevgiyi..Nasılmı yaptım sevgili? Oldu işte.. Yoksun artık.. Bitti.. Gittin ve artık başkasınınsın..Üzülmüyorum artık be sevgili. Sayende kimseye güvenmez oldum. Sen sadece gitmedin benden , yitirdin beni ve içimdekileri.. Sevgimi , saygımı , güvenimi ! Nasıl olurda benden bu kadar kısa süre başkasının olabiliyorsun. Bense unutmamışken seni.. Nasıl yapabildin bunu nasıl ! Varsa bir yolu söyle yapayım hani nasıl hiç bişey yaşanmamış sayabildin ve sayabiliyorsun ? Çok merak ettim sevgili. Dikkat ettiysen artık 'sevgilim' demiyorum. Çünkü benim değilsin.. Düşünüyorum her gece , bunun bedeli neydi ? niye bunu yaşadık ? Yaşamak zorundamıydık ? Sonumuz böyle olmak zorundamıydı? Bunları merak ettim , kusura bakma gene döküldü kelimeler her gece olduğu gibi.. Başka napabilirim. İçimi döküyorum sadece.. Sana değil bu yazdıklarım , beni düşündürdüğün şeyler için yazıyorum sadece.. Keşke diyorum bazen. Keşke hiç tanışmasaydık , hiç sevgili olmasaydık , sen benim herşeyim olmasaydın.. Bu kadar üzüntü yaşamazdık ikimizde.. Onca fedakarlıktan geçti bizim aşkımız.. Bu muydu sonu ? Ama vazgeçtim senden.. Artık başkasınınsın..

21 Aralık 2012 Cuma

İhtiyaçmı?

Çok şey istemedim ki. Sadece elim üşüdüğünde elimi cebime koymak değil, avucuna koymak istedim. Gözlerine bir kez olsun yakından bakabilmek, sesini her zerreme kadar hissetmek istedim. Sana bir şey olduğunda, uzaktan kendime zarar vermek yerine, sana zarar verenleri yok etmek istedim. Ne kadar imkansız olabilirdi ki isteklerim? Hayatın, hayallerimi yok etmesine aldırmayarak seni istedim. Gülüşün, sinirlenişin, bakışın benim olsun istedim. Seni düşündüğümde yanıyor canım, içim acıyor. Hala seviyor musun dediklerinde "hayır" diyemiyorum. Tabi ki unuttuğumu, o kadar da unutulmaz olmadığını söylüyorum. Sanırım kötü bir yalancıyım. Acıyarak bakıyorlar bana. Ne düşündükleri umrumda değil elbet. Ama bir düşünsene sevgilim, "o artık benim" dediğimi. Sesini ezberlediğimi, gözlerini aklıma kazıdığımı, ne kadar uzakta olursan ol senin her hattını hayal edebildiğimi.. Karşıdan gelirken mutlu rolü yapmak yerine boynuna sarılmayı düşünmüştüm. Ama yapmadım, yapamadım. Ben sadece seni istedim başkasının olduğunu bildiğim halde. Kızma bana. Sen başkasında olanı hiç istemedin mi çocukken? Artık gökyüzünü istiyorum, nefes almak istiyorum. Her nefesimde seni içime çekmek istiyorum. Nefes almaya ihtiyacım var.

...

Her zaman gittiğimiz o kafe var ya, kapatmışlar orayı. Çok üzülmedim ama yine de burkuldu içim biraz. Senle oturduğumuz banka, hiçbir sevgili oturmuyor artık. Çingeneler yanıma uğramıyor sen yokken. Yağmur kör olmuş sanırım, bizi yine elele yürüyor sanıp yağıyor kaldırımlara. Su şişeni saklamıyorum artık mesela, hırkanda kokun da kalmadı. Sana hediye aldığım bütün dükkanlar iflas etmiş, deniz taşıp da karşı kaldırımı ıslatmamış bizden sonra. Odamdaki halıyı kaydırmıştın, onu düzelttim bugün. Yatağımı topladım, çarşafımı değiştirdim. Senle buluşurken giydiğim kıyafetleri başkalarına verdim. Soğuk havalarda dışardayken telefonumu elime almıyorum artık. Eskiden parmaklarım dona dona mesaj yazardım sana. Geceleri kâbus görünce uyandırıp anlatacağım kimse yok artık. Montunu elinde taşıma diye sırt çantama koyardım, o çantayı dahi kullanmıyorum şimdi. Konu yine buraya nerden geldi anlamadım, neyse; birlikte gittiğimiz kafe vardı ya hani, orayı kapatmışlar...

20 Aralık 2012 Perşembe

İyi geceler (:

İyi geceler beni sevemeyen gülüşünden öptüğüm adam..
Nasılsın herşey yolunda mı ? Umarım değildir, çünkü bende herşey gerçekten boktan. Ama çok güzel mutluyum havasındayım, aynı sen gibi.
Hani sende beni sevdiğini herkese haykırıp profesyonelce yalan söylemiştin ya ; beni geçtim soyum sopum hepimiz inanmıştık, çok mutluydun çünkü görünürde heh aynı öyleyim işte.
Dışardan işler çok güzel sıkıntı yok , içeriye girdiğinde karadenizin kızgın dalgaları gibi anılar apaçık kıyılara vurdu hep. Hemde tanıştığımız günden bu zamana kadar dakikası dakikasına ..
Hani seninle ilk tanıştığımız gün vardı ya yanımızda güya kardeşim saydığım biri vardı ben utancıma seninle konuşamamıştım işte o gün ki heycanı hissettim şimdi . Nezamandır yazmıyorum sana ondandır belki de, unuttum sandım ama öyle değilmiş, yüzünü hatırlamam için yanımdan geçen gereksiz bi herifin sen kokması yetti..
Ve ben işte bu durumdan çok korkuyodum; olurda herşey yolundayken kokunu duyarda yokluğunun başladığı o günü sil baştan yaşarsam , aşık taklidi yaptığın siktiğimin günlerini hatırlayıp nefesimi kesen o hatıraları bugün yaşamış gibi olursam diye çok korkuyordum..
Korktuğumda oldu zaten . Sahii, hiç aklına geliyo muyum lan , merak ediyorum.. Sevmesen de arada özlüyo musun o günleri, yaşadıklarımızı, yok yani ben özlüyorum daa . Arada böyle hatırladıkca güğsümün üstüne öküz oturuyo. sonra kan pompalamayı kesiyor bişey orda nefesim kesiliyo yutkunamıyorum, şuan zaten ellerim titriyo yazarken, buna benzer bi çok boktan durum yani. Anlamazsın sen zaten anlatıyorum da bakma , içimde biriktirdiğimden hepsi..
O değildee ; ulaan nasıl oynadın deli gibi aşık rolünü , hiç bi faul de vermeden hemdee? Ya ben gerçekten çok merak ediyorum, bi insan nasıl bu kadar fütursuzca yalan söylebiliyor ? Yok yani normal bişeyde değil ; resmen aşık adamdın.
Hayal kurmalar, 'Kızımız olursa adını EYLÜL koyalım kadınımm' demeler, beraber o kadar şebeklikler karşılıklı saçmalamalar... Nasıl başardın lan bunları hiç çaktırmadan yapmayı .
Ama kabul et en güzeli annenle konuşturmuş tanıtmış olman beni kendine daha da bağlayıp o sonsuz güveni sağlayıp sonra hiç bişe yaşanmamış gibi sanki tenime saçlarıma hiç dokunmamış gibi onca anıyı kendim yaşamış o kadar hayali tek başıma kurmuş gibi,
çok güzel roldü. Tebrikler!
Hadi tamam sevmedin kabul, peki benim suçum neydi ? Ben naptım sana beni bu hale getirmek için uğraştın okadar. Hiç mi sevmedin lan ? Az yürekli ol nolur söyle , biraz olsun da mı sevmedin.?
Ama doğru olan ne olursa olsun ister sevmiş ol ister sevmemiş, tek gerçek olan bişey var benim seni 'Babam' gibi sevmiş olduğum. Onun gibi kokuyo olman onun gibi sığındığım onun gibi sahiplendiğin seninmişim gibi davrandığın için seni yokluğunu yaşadığım 'babam' gibi sevdiğim..
Ben seni nefesim bildim gerçekten, çıkarsızca yalansız riyasızca çok sevdim.
Her ne kadar şuan bi başkasıyla güldüğün ona dokunduğun için öl istiyorum, saçının tek teline zarar gelse gerçekten kendimi feda edebilcek kadar çok sevsemde yinede öl istiyorum.
Hiç olmazsa bi başkasının sana dokunamayacağını seninle aynı havayı soluyamayacağını bilirim. Yine en çok ben yanarım sana , annenden sonra yine ben yıkarım dağıtırım ortalığı ama alışırım tamamen olmadığına. Hergün geleceğin umuduyla yaşamaktansa yalanda olsa o hallerini özlesemde öldüğünü bilip kabullenmek daha kolay..
Umarım bi gün anlarsın nasıl yandığımı uğruna ne gemiler batırdığımı .. Elbet bende bi gün düze çıkarım Rabbim nasip ederse ama sen benden aldığın bu ahlarla daha iflah olmazsın olmada zaten.. Hani herşeyimiz birdi aynıydı ya bu da onun gibi işte..
Neyse adet yerini bulsun sen yolumu bulup gelene kadar kendine iyi bak gülüşünden öptüğüm adam...

Evet senden nefret ediyorum..

Senden nefret ediyorum. İnanması güç değil mi? Bana da öyle gelirdi başlarda ama öyle güzel uzaklaştırdın ki kendinden, öyle güzel yalanlar söyledin ki bir anda gözümdeki o kusursuzluğun yok oluverdi. Düştün de düştün. Tiksindim. Hem senden; bana söylediğin yalanlar için, yaptıkların için, hayatımdaki herkesi benden alıp, kendinde çekip gittiğin için.. Hem de kendimden; sana inandığım için, senin için herkesi karşıma alabilecek kadar aptal olduğum için, uğruna kendimi değiştirmeye çalıştığım için.. Pişmanım deli gibi. Yok oluşuma sevinen bir adamın varlığıyla mutlu olduğum için pişmanım. Geçmişinin acısını benden çıkaran bir adamı sevmişim. Bensiz de mutlu olan birine adamışım tüm gözyaşlarımı. Seninle ilgili her şeyden nefret ediyorum. Bunca şeye rağmen parfümünün kokusunu duyunca gözlerimin dolmasından, her hareketinde bir umut aramaktan, her bakışında biraz olsun sevgi aramaktan, dudaklarından dökülen buz gibi sözlerden, adından bile, en sevdiğin şarkıdan, en sevdiğin renkten, uğurlu rakamından.. Hepsinden nefret ediyorum. Seninle ilgili her şeyden nefret ediyorum. Kaç kez hayal kurdurup, hiç düşünmeden yıktın onları bir bir haberin var mı? Ne halde olduğum gram umrunda mı? Hadi beni unuttun diyelim, bana yaşattıklarını bu kadar çabuk unutabildin mi sahiden? Hiç mi için sızlamıyor? Benim hala deli gibi canım yanıyor çünkü. Durmadan içimi yiyip bitiren bir kin var sana karşı. Geçecek. Biliyorum. Atlatacağım. Sensizken öğrendim güçlü olmayı. Yanımda güvenecek kimse kalmadığında, ayakta kalmayı öğrendim. Şimdi tam kendimi toparlamışken, ne olur geri dönme.

15 Aralık 2012 Cumartesi

Teşekkürler..


Bazen sana teşekkür ediyorum,sonra nefret,kin büyüyor.Ama çok yeteneklisin aşkım.Nasıl bağladın beni kendine.Sonra bırakıp gittin.Acıttın kalbimi parçaladın.Sen gülüyorsun geziyorsun mutlusundur.Bense her gece yazıyorum.Sen oku diye değil.İçimi dökmek için yazıyorum.Rahatlatıyor beni.Senin vermediğin mutluluğu rahatlığı veriyorlar bana.Kağıtla kalemler.Anlatırken arada ağlıyorum olsun ağlıyayım alıştım zaten.Geçiyor günler sen mutlu ben hüzünlü umutlu.Her gün bir umut bekliyorum belki 'Aşkım uyan artık ya bak saat kaç oldu' diye gelen onlarca mesajı görmek için belkide.Sadece bekliyorum bir şey olmayacak ama bekliyorum işte.Sanırım böyle de geçicek hayatım.Teşekkür ederim hayatım bunları bana yaşattığın için..''!!

Özür dilerim..



Özür dilerim ben yine tutamadım kendimi. Yine nefret edemedim senden, yine bitiremedim seni. Ne kadar desemde, silemedim içimdeki sevgini. Öyle çok özlüyorum ki seni, hayır senin yerinde olsam daha fazla kıyamazdım bana. Ama nasılda mutlusundur şuan. Ahım kaldı sanıyorum ama, yok herhalde çok iyisin diye duydum. Öyle dediler işte. Eh birazda üzüldüm ama merak etme, bende iyiyim. İyi olmaya çalışıyorum, senden sonra ne kadar iyi olabilirsem. Zor oldu ama yinede mutluyum. Hem o kadar mutluyum ki, seninle olduğum zamandan az acı çekmeye başladım artık. Nasıl diyebilirim, alıştım sanki biraz. Ee tabi hayli zaman geçti, böyle olması lazım, böyle olmalı. Ama bazen aklıma geliyorsun ve işte o zaman herşey yine eskiye dönüyor. Bir an o kadar kötü hissediyorum kii, ama merak etme biraz sonra geçiyor. Bana sorarsan bu noktaya geleceğimiz aklımın ucundan bile geçmezdi, ama olsun alışıyorum ben. Sonra neyin ne olduğunuda öğrendim mesela, saf değilim artık. Kimseye inanmıyorum, güvenmiyorum da. Sevmek desen zaten asla olmayacak birşey. Ben bunları neden anlatıyorum ki, bak yine geldin aklıma. Hiç yoktun ama, var olman asıl zor olan. Zor, çok zor ama olsun. Dedim ya alıştım ben. Uzatmak istemem, mutlusun diye duydum ya zaten, bende mutluyum çok. Hiç olmadığım kadar, hiç olmadığın kadar. Çok mutluyum, iyiyim, huzurluyum, gülüyorum, eğleniyorum ve en önemliside sen yoksun. Daha ne olsun.

21 Kasım 2012 Çarşamba

Nefret mi ? Sevgi mi ?



Bitmesini hiç istemediğim ama yazarken çabuk bitmesini için verdiğimiz uğraşlar.Ama yazarken bile veya okurken onu ne kadar özlediğimizi ne kadar sevdiğimi tekrar anlıyoruz.Onun yerine kimseyi koyamayacağımızı onsuz zamanın durduğunu anlıyoruz aslında.Zamanı geçirmek için onunla yaptığımız güzel vakitleri düşünüyoruz değil mi?Düşünürken yorgun düşüyor bedenimiz.Derin bir uykuya dalıyoruz.Rüyamızda


onunlayken geçen günlerimizi birlikteliğimizi görüyoruz.Onun gülüşünü saçlarını yüzünü gerçekte okşuyormuş gibi rüyamız da okşuyoruz.

Sonra uyanıyoruz...

Aptal gibiyiz.Telefona bakıyoruz.Saatin kaç olduğuna diyerek kendimizi kandırıyoruz aslında.Asıl görülmek istenen '1 yeni mesajınız var' adlı bir yazı gönderende ''Sevdiğim''..yazılarını görmek mesela.Yok işte gelmedi o lanet olası mesaj gelmedi.Kafanızın içinde bir şey varmış oynuyor bir sağa bir sola.Nefes alamıyorsunuz.Alsanız dahi zorlanıyorsunuz.Sesiniz net çıkmıyor kısık geliyor.Bu kadar olumsuz şeyin üstüne birde özlem çekiyorsunuz.Hafiften tebessüm ediyoruz.Ama en kötüsü oluyor ağlarken hafiften umutsuzca gülüyoruz.Neye güldüğümüzü bilmeden.Zor oluyor.Onun seni yüzüstü bırakması koyuyor.İçinde bir yerde yara yapıyor.O yara kapanmayacak gibi her gün büyüyor.

Ve..Bunların hepsi olup biterken ona sevgin kinin nefretin büyüyor.Onu unutamayacağını anlamaya başlıyorsun..

Yalan!



Ben bunları yazarken yine mi geldin aklıma.Aslında yazmasam da geliyorsun ya aklıma.Tamam ya biliyorum çok acı çekiyorum çok önemsiyorum ama ne yapayım lan sevmişim seni.Neden bu kadar sevmişim bilmiyorum bilemiyorum.Evet bu yazıların hepsinde kelimesinde hecesinde dudağımdan dökülen her sözcüklerde sen varsın inek akıllı sevdiğim.Ağlatıyorsun ya bunları yazarken.Hafif tebessüm ediyorum belki ağla


rken kimse görmesin diye.Ya çok zor her gün seni daha çok özlüyorum.Üşüyorum ama sen.

Şimdi gelsen ya.'Seni özledim' diyemez misin?Dersin sevdiğim.Bana güvendiğin gibi bende sana güveniyorum bak.Özlüyorum tamam mı?Gündüzleri sahte gülücükler atıp akşamları yorgan altında ağlamak istemiyorum.Hani sen kıyamazdın bana.Kıydın hemde çok kötü kıydın bana.Keşke fazla sevmeseydim seni.Görüyorum bak sevdikleriyle mutlu olanları.Tek kişilik sevgimi var onlarda.Hani ''biz'' olacaktık.Ama ben 'biz' olduk.








YALAN..

Yaşamak mı ?



Hani sevdiğim ben bunları yazarken ağlıyorum ya hüngür hüngür gözlerim yaşlı.Sende okurken ağlıyor musun?'Vay be beni ne çok sevmiş' diyor musun?Pişman oluyor musun?Off yine kendimi kandırıyorum.Sen bunları okurken kim bilir kimin gözlerine bakarak içten gülüyorsun.Şimdi senin moralini bozmak vardı da neyse aşkım ben sana kıyamam.Zaten hep bu yüzden mutlu olmadın mı?Sana kıyamadığımdan.Ama başkala


rı sana kıyıyor.Benim 'Kocacım' dediğim kişiye şimdi ne diyorlar.Ama üzülme sevgilim.Sana laf ettirmiyorum yine.Çok şanslısın benden yana.Başkalarına bakıp gülerek üstüne aldığın lafları hakaretleri ben sana ağlasam da acı çeksem de söyletmiyorum.

Hani bazen gülüyorsun ya.Her gece başını yastığa koyduğunda aklına geliyor muyum hayatım.Beni hatırlıyor musun?Gözlerimizin ilk defa kesiştiği anı peki.Duygulanıp gözlerinden yaşlar geliyor mu?Nefes almakta zorlanıyor musun?Yazıları bulanık görüyor musun?Ve en önemlisi hayallerimizi birlikte kurduğumuz hayalleri hatırlıyor musun ?

Olmuyor ne yazıyorum ne de okuyabiliyorum.Yazdıkça acıyor.Evet sanki bütün şarkılar bu acımı anlatıyor.Beni çözmüş gibi anlatıyor.Dinledikçe duydukça ellerim tutmuyor.Onun sesini duymak istiyorum.Bir defa daha duymak için yanıp tutuşmak.Olmuyor olmuyor nefes alamıyorum.Cümlelerim sanki birbirini tamamlamıyor.Kendiliğinden siliniyor.Gözlerim gözlerim sulanıyor her şey bulanık net bir şey yok.Neden ben ağladım.Kimse görmesin ağladığımı açıklayamam ne derim görenlere.Utanırım daha çok ağlarım.Gülemem gülmeyi unutuyorum.Sen gülerken kahkaha atarken ben ağlıyorum.Ne yani bu yaşamak mı?Ya da yaşamak dedikleri bu mu?

Ben demiştim..



Uykum var.Yoruldum.Bugün bundan önce aslında hergün yoruldum.Seni düşünmekten unutamamaktan yoruldum.Her gün acı çekmekten usandım.Aklıma ara sıra gelip beni mutsuzlaştırıp gitmenden bıktım.Artık sıkıldım.Seni unutmama rağmen beni bırakmana rağmen ''acaba üşüyor mu?'' ''sırtı ince mi?'' ''şuan ne yapıyor'' beni düşünmediğini bildiğim halde bir umut işte belki düşünüyordur diyorum.Gözlerim kızardı


ağlamaktan.Göz altlarım çöktü.Bittim kısacası.Yeniden doğmak için çabalıyorum.Düştüğüm uçurumdan çıkamıyorum.Senden ne kadar nefret etsem de bir o kadar da seviyorum özlüyorum.Hiç mi özlemezsin?Hiç mi ağlamazsın?Sendeki kal değil mi?Vicdanın yok mu?Ben ağlarken sen gülüyor mutlu oluyorsun.Özür dileyemez misin?
''Herşeyini mahvettim.Ben bir şerefsizim.Senin severken küçüldüğünü izlerken ben zevk aldım.Mutlu oldum.'' diyemez misin?Yüzün var mı?
Ya da yolda karşılaştığımız da ağlar mısın?Duygulanır mısın.Tam karşım da durup gözlerimin içine bakar mısın? 'Sarı bebeğimm' diyip boynuma sarılır mısın?Bunu yapabilir misin?Bence sen bir şey yapamazsın.
Sen günlük mutluluk varken başkalarıyla tek bir kişiyle her gün mutlu olamazsın.Çünkü sen .. Neyse senden tiksinsem de sana söylemeyeceğim kelimeler var.Sevmedim mi zamanın da sevdim.Kötü söz söylemeyeceğim sana sen zaten en büyük kötülüğü yaptın kendine.

Merak ediyorum.Pişman olacağın günü , işin işten geçtikten sonra ki halini ve senin acı çekişini her gün her dakika hıçkıra hıçkıra ağlamalarını , gülmeyi unuttuğun o anları ve bunları yaşamanı çok istiyorum.Benim beter oluşum gibi sen de benden daha beter olacaksın.Bunu biliyorum.Unutma sevgilim

Ölüyorum sevgili.



Olmadı.Başaramadım.Bugünde senin kadar mutlu olamadım.Senin güldüğün gibi gülemedim.Yine duygulandım.Yine deliye döndüm.İlk defa sigara içtim.Her içime çekişte kendimi kaybettim.Ağladım.Bağırdım.Olmadı işte ne yapayım gülemedim.Allah kahretsin çok özledim.Her gün resimlerindeki mutluluğu gördükçe ölüme bir adım daha yaklaşıyorum.Ölüyorum bir gün gülmek için pisi pisine ölüyorum.Mutsuzum hem de çok


.Yapamıyorum.Dışarıya çıkıp rahat rahat yürüyemiyorum.Korkuyorum karşıma çıkarsın tutamam kendimi diye.Gitmeseydin ya sevdiğim.Bırakmasaydın ya.Katlansaydın acılara.Sevseydin.Olmazdı dimi? Bak ben sana kıymazdım beraber mutlu olurduk beraber mutsuz olurduk.Gülerdik ağlardık.Ama 'BİZ' olurduk.'BİZ' derdik.

Ağlıyorum ya sevdiğim.Aslında mutlusun diye değil artık.Hep öyle diyorum ya mutluluğuna alıştım artık.Bugün beni neyin çok vurduğunu ağlamalarımı neyin yoğunlaştırdığını öğrendim aslında.Unutman.Beni unutman.Bizi unutman.İşte beni ağlatan o.Kiminle güldüğün kiminle mutlu olduğunun önemi yok.Unutmasaydın ya beni.Bizi unutmasaydın.Bir zamanların 'BİZ'ini unutmasaydın.Birlikte el ele tutuşmuş sevgilileri gördükçe içim içimi yiyor.Duygulanıyorum.Onların 'BİZ' kelimesi varken benim sadece 'BEN' kelimesi var sensiz bir ben.Artık ağladıktan sonra nefes almam zorlaşıyor.Eskisi gibi olmuyor.Alamıyorum nefes.Ben artık yavaş yavaş ölüyorum sevgilim..

Hepsi hayal..



O kadar çok şey var ki anlatmak isteyipte anlatamadığım.Bunu başaran tek şey kağıt ve kalemler.Biz istemesek bile bizi hiç yalnız bırakmıyorlar.Her zaman karşımıza bir şekilde çıkıyorlar.

Evet sevgilim ne bir kağıt ne de bir kelem kadar olamadın.Seni seven kalbi yarı yolda bıraktın.Ağlattın parçaladın.Sen gülerken,kalbim ölmemek için ağlıyordu.Her gün her gece aralıksız.Bir gün sebepsizce gülmek


için her gün ağlıyor.Sana ağlıyor.Senin bırakmana ağlıyor.Seni bu kadar özlediği için hıçkıra hıçkıra ağlıyor.Evet hayatım bir sevdiği ve özlediği için ağlıyor.Çok şanslısın.Senin için ağlıyorum.Ağlatan sen ağlayan ben.
Bazende kızıyorum kendime niye diğer insanlar gibi olamıyorum.Ağlamak bana yakışmıyor diyorum.Ama sonra o düşüncelerden vazgeçiyorum.Çünkü ben günlük sevmeyi değil ömürlük sevmeyi sevilmeyi istedim.Çok mu?Senin için çok.Sen günlük isterken ben ömürlük istedim.Hata burdaydı sanırım.

Ben seninle gerçekten ileriyi düşünüyordum.Evlenecektik.Küçük kendi evimiz olacaktı.Her gece bunun hayalini birlikte kuruyorduk seninle.Ben işten geldiğimde evimizin etrafını senin yaptığın yemeklerin kokusu sarsın istiyordum.Seninle saatlerce sıkılmadan alışveriş yapmak istiyordum.Sonra her yıl üçümüz bir tatile çıkacaktık.Dünyayı gezecektik hep beraber.Sonra kızımız olacaktı.Oğlumuz kıskançlık krizlerine girip beni sevmiyorsunuz diye isyan edecekti.Oğlumuzu kızımızı bir araya alıp birbirimize kenetlenerek sarılacaktık.Çocuklarımıza nasıl tanıştığımızı anlatacaktık.Onlar büyüyecek biz yaşlanacaktık .Oğlumuzu damatlık içinde kızımızı beyaz gelinlikler içinde görecektik.Bizleri görenler kıskanacaktı
Evet diyeceklerdi.Ama bunların hepsi sen gibi hayaldi.Bunu bize yaptırmadın sevgilim.Mutlu musun?

Olmadı.



Olmadı ya.Unutamadığım yine.Ağlamamak için kendimi zor tutuyorum ama gözümden hem yaş hemde ağlarken burnumdan zorla aldığım nefes iğne batırıyorlarmış gibi ağrı veriyor.Sen beni bırakmana ragmen ayrılıktan epeyce bir zaman geçmesine rağmen ben neden cok üzülüyorum.Ara sıra aklıma gelip mutlu olduğum zamanlarda mutsuzluğa yol acmana gerek var mı?Bırak artık peşimi unuttursan kendini. unuts


un seni.İzin ver artık ona.Seni çok sevdi halen de seviyor.Sen sevmesende bunu ona yap.Unuttur kendini.İsmini bağırmak istemiyor boşluğa.Her gece yatmadan önce ağlamak istemiyor.Mutlu olmak istiyor.Çok değil senin gibi mutlu olmak istiyor.Sen nasıl bensiz mutluysan bende sensiz mutlu olmak istiyorum.Hadi sevdiğim yap bunu bana.Severken hayrın olmadı gittikten sonra bir hayrın dokunsun.

Ama senin hayrın üzüntü acıdan başka birşey olmadı olmayacakta.Ağlat ağlat.Alıştım.Bünyem gözlerim dudaklarım alıştı.Artık zor gelmiyor demiyeceğim.Gerçekten zor geliyor.Gündüzleri boş boş gülüp akşamları yalnız kaldığımda ağlamak istemiyorum.Gündüz nasılsam aksamda öyle olmak istiyorum.Yalandan değil dolandan değil.Mutlu olmak için çabalamak istiyorum.Aklım sadece sende olmasın istiyorum.Gezmek istiyorum.İnsanlarla konuşmak istiyorum.Tanımadığım kişilerle konuşup tanışmak istiyorum.Fazla mı?Değil.Hadi gezsin dolaşsın.Mutlu olsun.Yağmurda ıslanmasın.Başkalarını sevsin seni unutunca.Onu sevsin birileri.Mutlu olsun başkalarıyla.Zamanı ağlamakla geçmesin.Senin mutlu olduğunu görünce içini yaralar bağlamasın.Mutluluklar desin.
Yaşamak için umudu olsun.Ağlamak için olduğu gibi.Gülsün mutlu olsun.Gözlerinden yaşlar akmasın.

Ama sevdiğim olmuyor işte.Demekle olmuyor.Uygulasan da olmuyor.Hayalde kursan olmuyor.Ben seni istiyorum.Gelmeyeceğini bile bile istiyorum işte ne bilim.Ağlamakta istemiyorum.Seninle olmak mutlu olmak istiyorum.ben sevgini bekliyorum.Onunla evlenmek istiyor.Bir kız sevdiğini düşündüğü için ağlayarak özlem çekiyor sevdiğim.Ama ben her özlem çekişimde ölüme yaklaşıyorum.Ölümün nefesini hissediyorum tenimde.Sağ tarafımda aç kurt nefesi gibi avlamak için bekliyor beni sevgilim.Nerdesin burası çok karanlık.Aydınlat burayı.Korkuyorum.

20 Kasım 2012 Salı

çok beklersin..



En umutsuz olduğun yerdesin. Kafanı bir yerlere yaslamış bir şeyleri dinliyorsun. Kendinden başka her şeyi dinliyorsun. Herkesi de dinledin. Tekrar ağladın, tekrar yenildin. Geçer dediler, geçmedi. Geçer dedin, biliyorum dedin, yine de geçmedi. Yemedin, yedin, sigara içtin, çok sigara içtin ama unutamadın. Yalnız kaldın, kalabalıkta taştın. Çok konuştun çok sustun. Çok yedin çok uyudun. Hiç uyumadın, sadece pencereden baktın. Oyalandın, umutlandın, birazcık bayatladı numaraların. Az okudun, sonra çok okudun, çok yazdın. İnsanlara anlattın, onları susturdun, sonra dinlemediler, onlara kızdın. Ağladın, kavga ettin, bağırdın, durmadın. 'Beni yalnız bırakır mısınız?' da dedin, 'müsaitsen arayabilir miyim?' de. İçinde acıyan bir şey vardı, anlamlandıramadın, anlamlandırdın ama konduramadın, yakıştıramadın kendine. Anılara sığındın, anıları sevdin, anıları kokladın. Sonsuz kere ağladın. Kokuları unuttun, sesleri unuttun, fotoğraflardan yoruldun. Çok di


nledin, dinlediklerine ağladın, ağladıklarına kızdın. Kızınca bağırdın. Sonra sesini beğenmediğinden midir nedir, sustun, konuşmadın. Öğrendin, gördün, geçirdin, kaçırdın, kaçındın, tekrar yapmadın, tekrar kanmadın, tekrardan kanamadın, hâlâ dirisin. Dinlemedin okumadın aramadın izlemedin fotoğrafları sevmedin. Anıları unuttun, unutunca korktun. Hatırlayamadıklarını özledin. Kokuları sesleri mimikleri jestleri... Ellerini unuttun. Elleri yok. Soyutladın, soyutlandın. Geçti mi? Geçmedi. Geçer dediler, onlarınki geçmiş, hepsi geçer. Tarihleri unuttun, saatlerden bihabersin, şarkıların yokoldu. Omuzlar yok. Hava sisliydi, o yoktu, varmış gibi yaptı. Sonra şarkılar geri geldi, sözleri hiç yoktu. Müziğe küstün, edebiyata küstün. Çok ayıp ettin. Biri gelsin de sana sevdirsin diye bekliyorsun. Çok beklersin.

15 Kasım 2012 Perşembe

Hayal kırıklığı..



Sevdiğin insanın senin gibi düşünmediğini fark ettiğin andan kötüsü olamaz galiba.Bu yazıları neden yazıyorum? Şuan hiç olmadığım kadar üzgünüm..Zaten üzgünken hep yazı yazarım..Şuan canım okadar yanıyorki , nasıl anlatsam , nasıl tarif etsem bilemiyorum..Hayatımın en büyük hayal kırıklığını yaşıyorum..Sevdiğim hatta taptığım adamın başkalarına inanması..Canım yanıyor.. Hayatımda ilk defa böyle hissediyorum.. Ne kadar kötüymüş meğer.. Hep uzaktan bakardım böyle acı çekenlere.. Hep dinleyen taraftım ben.. Oysa şimdi anlatan tarafım.. Hayatımın en büyük hayal kırıklığını , en büyük acıyı yaşattığın için teşekkür ederim taptığım adam...

14 Kasım 2012 Çarşamba

Çok seviyorum.

“Unuttum” diye kendimi kandırdığım fakat beynimi iyice kemiren şeyler yüzünden unutamıyorum. Bekliyorum seni, bekliyorum işte. Böyle belki gelirsin diyorum. O beni hala seviyor diyorum. O beni çok özledi diyorum kendi kendime. Tekrar bana sarılmak için gelecek diyorum. Ama gelmedin. Olsun gelme önemli değil. Ben hep seni beklerim. Giderim bi parka otururum yoldan geçen herkesi sana benzetirim. Yada geceleri giderim bi sahile açarım ‘o’ şarkıyı seni yanımda hissederim, n’olucak ki. Yıldızları izlerken dilek tutarım işte. Seni yeniden yanımda görmeyi dilerim. Diliyorum işte. Ama merak etme öyle çok yıpratmıyorum kendimi. Güçleniyorum yokluğunda. Gülerek bahsediyorum herkese seni. O yeniden gelecek diyorum. “Yeniden beni sevdiğini söyleyecek” diyerek işte. Sen eğer yeniden beni özlediğini söyleyeceksen, huzur ve mutluluk denen o hisleri sana dibine kadar yaşatacağım. Buna hiç şüphen olmasın. Bilmiyorum şuan napıyorsun. İyi misin kötü müsün inan hiç bilmiyorum. Kendinle beraber her şeyini götürdün. Çok mu üzdüm seni de böyle yaptın? Gerçekten çok mu yıprattım? Ama eğer öyle olsaydı bana seni seviyorum demezdin değil mi? Ellerini sımsıkı tutmama, sana sımsıkı sarılmama izin vermezdin değil mi?Ama sen yoksun işte. Yoksun. Gelmediğine göre şuan belkide birisinin yanındasın. Belki ona ‘ben’ gibi sarılıyorsun. Belkide ‘ben’ gibi öpüyorsun. “Hayır saçmalama öyle bi’ şey yok” demeni istiyorum bana. Hadi işte kimseye sarılmadığını söyle bana lütfen. “Yanılıyorsun” de bana. İnanır mısın hayatım boyunca ilk defa bu kadar çok yanılmak istiyorum. Aslında bakarsan bana yeniden sevgilim demeni çok özledim. Hem geceleri üstüm açık yatıyorum. Yanıma gelirsin diye. Yeniden sana sarılırım diye. Huzuru yeniden hissedebiliriz diye. ‘Umut’ işte sen bana bakma. ‘Belki’ lerle kandırıyorum kendimi. ‘Belki geri gelir’ lerle işte. Belki yeniden sarılırım. Belkide yeniden öpebilirim diye. Ama çok kaybediyorum ve hiç mutlu olamıyorum. Hem de hiç.

Öyle gelki..


Bir sevgilim olsun istiyorum; ama sadece sevgilim olmasın. Yeri geldiğinde abi diyebileyim ona, yeri geldiğinde baba, yeri geldiğinde oğlum, yeri geldiğinde en yakın arkadaşım. Sadece baş başa değil, arkadaşlarımızla buluştuğumuzda biraz geçtikten sonra beni o ortamdan kaçırmak istesin mesela, kaçamak bakışlar atsın, konuşurken gözlerimin içine kaysın gözleri, bana takılsın ortamda sinir etsin deli etsin. Sonra yanıma gelip tek kolu atsın omzuma, çeksin kendine ''şaka yaptım kız'' desin gözlerinin içi gülerek. Sonra sadece bir yerde oturup, bir şeyler içmeyelim, sadece sinemaya gitmeyelim. Kartopu oynayalım parmaklarımız soğuktan uyuşana kadar, kahkaha atalım yağan karların altında, yağmurda yürüyelim, koşalım. Yağmurda kovalasın beni. Sonra bıkana kadar öpsün, nefes aldırmadan. İç çamaşırlarımıza kadar ıslanalım. Maçlarına gideyim, izleyeyim onu. Beni gördükçe hızlansın. Attığı golleri bana yollasın. Öpücük atsın sahanın ortasından. Hep değil, şımartsın arada bir arkadaşlarımızın yanında. Ben ağlayınca dursun dünya onun için. Ellerim titreyerek ''kötüyüm'' diye mesaj attığımda sadece ''noldu?'' demesin, normal biri gibi. Arasın, dinlesin. Yanında ağladığımda susturmasın, ağlayıp rahatlamamı sağlasın. Onunlayken dursun zaman. Bana ps'de pes oynamayı öğretsin. Oynayalım, muhtemelen bana fark atar her defasında sırf üzülmeyeyim diye kendi kalesine gol atsın. Utanma, çekinme olmasın. ''Yoruldum'' dediğimde hop diye kucağına alsın sokağın ortasında. ''Bırak biri görecek'' dediğimde gülüp ''Görmeeeez'' desin. Sonra zorla iniyim kucağından. Yine gülsün o sıcacık gülüşüyle ısıtsın içimi. Sonra öğlen uyuyalım aynı yatakta o düz yatsın, ben sarılayım ona. Baksın, gülsün yine hayaller kuralım. Sonra sırf bir erkekle konuştum diye bağırsın saatlerce telefonda. Onu kızdırdığımda kolumdan tutup gidiyoruz diyebilsin. Sahiplensin, benimsesin beni. Ayrı olan bir şey olmasın hayatımızda, ayrı ayrı 2 vücut ama tek bir ruh olalım. O telefonunu çantamda unutsun. Günlerce bende kalsın, ona öyle güveneyim ki bir kere açıp bakmak gelmesin içimden. Hayatındaki diğer kızlardan ayrı olduğumu hissettirsin bana. Ona yaklaşan bir kıza ''benim güzel bir sevgilim var ve ben ona aşığım'' diyebilsin. Ben varken kimseye ihtiyaç duyamasın. E böyle olunca trip, kapris, küsmeler azalsın ve benden sıkılmasın hiçbir zaman. Her zaman sadık kalsın. Birbirimize yalan söylemeyeceğimize söz verelim. Sonra evlilik hayalleri kuralım. Nikah masasında ''eveeet'' diye haykıralım. Sonra bir gün bir açıyım gözlerimi, yıllardır hayal ettiğimiz ev, eşyalar.. O uyuyor, ben düşünüyorum. Açsın gözlerini baksın bana. Gözlerimi gözlerine dikip ''Bak yıllardır hayalini kurduğumuz evdeyiz ve o anlardan birini yaşıyoruz'' diyip öpmekle öpmemek arası değdireyim dudaklarımı. Evlenen ve orta yaş grubuna girmiş 2 evli çift gibi olmayalım hiçbir zaman. Hep çocuk kalalım. Her sabah işe giderken mutlaka öpsün beni. Ben uyansam da uyanmamış gibi yapıyım, gözlerim kapalı gülümseyeyim. O giyinirken bakıyım, döndüğünde kapatayım gözlerimi. Anlasın gelip gıdıklasın beni. Sonra yolculıyım her sabah onu. Ona yemekler yapıyım. İlk zamanlar beğenmese bile ''çok güzel olmuş hayatım'' diyebilsin. Evin içinde kovalasın beni. Banyodan saatlerce çıkmasın, ben de ona kızıyım sürdüğüm kremlere, yaptığım maskelere, aldığım kıyafetlere laf edip dursun. Ben sadece gülüp geçeyim. Evimizi boyayalım beraber. Birbirimize sıçratalım boyaları. Kavga ederken bile yükselmesin ses tonları, hayatım diyerek kavga edelim. Sonra, bir gün aramıza girebilecek tek şey; elleri, ayakları, minicik bir kız çocuğu olsun. Biz babamızı bekleyelim her gün. Baba işten dönsün kahkahalar atsın, bizim minik babayı görünce, sonra erkek çocuk diye tuttursun. Bir tanede yakışıklı oğlumuz olsun. Biz kızımla cipsleri koyarken, oğlumla babası maç izlesin, önlerinden geçtiğimde bize kızsın. Sonra çocuklarımız büyüsün, gitsinler.. Biz yine ''biz'' olarak kalalım.. Yaşlanalım, unutalım her şeyi. Ama hiç olduğumuzu asla, birbirimizi asla.. Nasıl evliliğin 1. yılında el eleysek 41. yılında da el ele olalım. Sonra birimizden biri vefat etsin, diğeri de ardından.. Anlatmak istediğim ölüm bile ayıramasın bizi.

Beni unutma.


Şuan ne yapıyorsun, kiminlesin, nasılsın inan hiç bilmiyorum.Ama bildiğim tek bi’ şey var o da seni çok özlediğim. Eğlenmemizi, gülüşmelerimizi, sabahlara kadar hiç sıkılmadan konuşmalarımızı, sen uyuyakaldığında sana attığım o uzun mesajları, sabahları senin günaydın mesajınla uyanmamı, beni merak etmeni, bana sarılmanı, beni öpmeni ve en kötüsü de kavga ettiğimiz günleri bile çok özledim. Biz alışmıştık birbirimize. Başkalarıyla olduramazdık. Birbirimizin sesini duymadan o günü bitiremezdik. Birbirimizi sahiplenmeden daha çok aşık olamazdık. Yapamazdık işte, birbirimiz olmadan bir günü geçiremezdik.Bu yazıyı okur musun bilmem ama, ben sana sarıldığımda istemsizce kurduğum hiç ayrılmamanın hayallerini özledim. Hatırlar mısın? Sokakları hep sahiplenirdik. Bağıra çağıra şarkılar söylerdik. Etraftakilerin gözleri üzeremizde olmasına rağmen öperdik birbirimizi. İlk öpüştüğümüzdeki heyecanla hemde.Peki neden başka insanlara kaçtık? Neden birbirimizi yarı yolda bıraktık? Neden birbirimizden uzaklaştık? İnan hiç bilmiyorum. Ama sonumuz böyle olmamalıydı. Biz bunu hak etmedik. Her zaman birbirimizde huzur bulmalıydık. Birbirimizin sesinde, birbirimizin kollarında işte. Öylesine çekip gidemezdik anlasana. Peki ben aklına geliyor muyum? Yaşadığımız o özel şeyleri başkasında gördüğünde tebessüm oluyor mu yüzünde? Ya da adım geçtiğinde gözlerini kapatıp yaşadığımız her şeyi en ince ayrıntısına kadar yeniden yaşıyor musun o an? Sahiplendiğimiz o sokaklara giriyor musun yeniden? Herhangi bi şey gördüğünde “bunu da onunla yapmıştık” diyor musun? Evet belkide şuan başkasıyla olabilirsin. Ya da hayatında her şey kötü de olabilir. Ama şunu bil ki; ben başkasıyla gülebilirim, başkasıyla eğlenebilirim ya da başkasıyla sabahlara kadar konuşup bişeylerimi paylaşabilirim. Ama hiç biri senin kadar değerli değil. Hiç kimse senin gibi gülemez. Hiç kimse senin gibi merak edemez beni, etmedi de. Ben her günü bir gün gelirsin umuduyla yaşıyorum. Hiç usanmadan hem de. Gittiğin o günden beri hatta. Eğer olur da bu yazıyı okursan tam da bu şarkıyı dinlediğinde, gözlerinin dolmasını istiyorum. Canının acımasını değil.

13 Kasım 2012 Salı

Seni Seviyorum..

Sana bir şeyler yazayım istedim dün gece en sevdiğim yerde tek başıma otururken…Birkaç satırdan öteye gidemedi yazmayı denediğim şeyler…Şimdi devam ediyorum…Sana bir şeyler yazayım istedim dün gece en sevdiğim yerde tek başıma otururken…Birkaç satırdan öteye gidemedi yazmayı denediğim şeyler…Şimdi devam ediyorum…O zaman yazdıklarım,Dün gece düşünmekte olduklarim,Ve şimdi yazacaklarımÖyle geçecekler ki birbirlerinin içine,Sen bile anlayamayacaksın,Neyi, ne zaman düşündüğümü…Neden böyle yazdım?BilmiyorumSadece dilimin ucuna öyle geldi, ve ben de öyle yazıyorum…Bazen yalnızca seni izlerken,Gözyaşlarım gelip perdeliyor göz bebeklerimi…Bilmiyorum ozamanlar anlayabiliyor musun aklımdan geçenleri?…Aslında ben hiçbir zaman beceremedim gözlerimle konuşmayı…Ve gözbebeklerindeki çığlıklar dışında duyamadım,Anlayamadım hiç kimseyiAklından ne geçtiğini,Ne söylemek istediğini…Ben,Sözcüklere ihtiyaç duyarım kendimi anlatabilmek için,Ve sözcüklerine ihtiyaç duyuyorum seni anlayabilmek için…Ve birbirimize vermemizi istediğimiz söze…Dakikalarca…Yaşamımdaki bir çok şey gibi,yanıt da aniden geldi!Sanki kalbim ve beynim kucaklaştı!Gerçekten, hissettiğim buydu…Sen,Her şeyinle,Benim her zaman istediğim adam değil miydin?Ben bunu daha önce dile getirmemiş miydim?!Hem sen, yalnızca sevgilim de değilsin ki!Sana söylemiştim “sana sarıldığımda, sadece sevgilime sarılmıyorum” diye…Sen,Hem sevgilimsin benim,Hem en gerçek dostum,En büyük sevgim,Babam,Kardeşim,Küçük oğlum…Her şeyi ama her şeyi birlikte yaşamak paylaşmak isteyeceğim tek kişi…Bilinç tarlam!Ben nereden öğrendim bu tamlamayı?Benim oluşturmadığım kesin de, nereden duydum da senin için kullandım ilk?bir sır vereyim sana:Aslında, dün geceye kadar,Bu iki sözcüğün altında yatan derin anlamın farkında değildim,Yüzeysel bir şekilde anlamışım hatta…Bunu fark etmemiş olmam olacak iş değil!Sen,Benim kendime ve çevreme yönelik bilincimi,Sana olan hislerimin bütün parçalarını,Bizden bağımsız olmayan,Bizim yaratmış olduğumuz ilişkimiziEktiğim ve yetiştirdiğim tarlamsın!Yaşamımda gördüğüm en verimli tarla hem de!Her geçen gün daha çok büyüyorum, bilinçleniyorum…Öyle bir tarla ki bu,Çevresel etkenler onu etkilemiyor…Yalnızca zamanın etkisi altında…Yani geçen her dakika,Daha da olgunlaşıyor, hem de başka hiçbir şeye benzemeden…Her geçen saniye,Hem kendimiHem de seni daha iyi anladığımı hissediyorum boydan boya…Ve sevgilim bu satırların yazılış amacı en sona kaldı…En sonunda vurgulanması daha mı iyi olacak ne?İyi ki geldin bu dünyaya,Ve iyi ki “sen” oldunher şeyinle…Aklının alabileceği her şeyim oldun benim…Sen benim yarımsın…Bu yüzden de, hem bugünüm hem de yarınımsın…,Bu satırları okuduktan sonra sımsıkı sarılmak isterdim sana…Ama varsayımlar üzerinde durmayayım,Hem bak yalnızca “ben” varım bu satırlarda…Daha sonra,Bedenen de olacağım yanında…Bir yıl daha büyüdün; ama biliyorumGeçen yıla göre daha küçük daha masum,tertemiz bir çocuksun bir yaş daha küçük…Yalnızca biliyorum…Yanında olamadığım için bağışla…Seni seviyorum!

Sen..

Sana uzak kentlerden birinde zamanın bir yerinde seni ve senli günleri anımsattı akşam güneşi...Onca zamanın üstünde eskimeyen bir düşüncesin şimdiİnsan hergün anımsar mı aynı gözleriSENİ SEVİYORDUM ve senin haberin yoktuSaçlarını izliyordum uzaktan, kulağının arkasına düşüşü ve burnun, herkesten başkaydı işte...Güldüğü... zaman yukarıya bakardı;Yukarı kalkan başın ve gülen gözlerin vardı...Ne güzeldiler sen bilmiyordun...BEN SENİ SEVİYORDUM...Kalbime sığmıyordu aklımdan geçenlerDuvarlara, vitrin camlarına, kaldırımlara çarpıyorduGeri dönüyordu, çoğalarakSenin sesini duyduğum masalarda erteliyordum herşeyi, herseyi erteleyişim oluyordunKalp ağrısı oluyordun,Birlikte soluduğumuz sokak isimleri oluyordun,Mevsimler değişiyor ve büyüyorduk,Dönemeçler geçiyor, köprüler göze alıyorduk ve bazen tekin olmayan suların üzerinden atlıyordukCesurduk...Ufuk çizgisi maviydi, gün batımı hep turuncu ve kırmızıydı bütün karanfiller...Ben SENİ SEVİYORDUM sen bilmiyordun...Sevinçlerim oluyordun arasıra sen hiç bilmiyordunSonra herhangi biri oldun, bütün sevinçlerim bittikten sonraYağmurlar yağdı, serin haziran akşamlarıDerken bir gün uzaktan gördüm seni...Saçların bana inat başın herseye meydan okuyarak işte yine aynıKalbimi acıttı her zamanki gibi...Değiştik sanıyordum ve sen yine bilmiyordunŞimdi bunları anlatsa sana birileri kim bilir ya da boşver bilme en iyisi...

Kalcaksan burdayım.



Her gidişine ayrı anlam yüklüyorum, yapma tanrı aşkına!


Ya hep kal benimle söz etme gidişlerden, ya da silinsin ismin de, cismin de...


Oynama benimle, dengemi bozuyorsun.


Aşkı yaşayacak yürek bırakmıyorsun insanda, böyle değildin sen


Bittiyse heyecanın bileyim ben de.


Seni çok seviyorum diye başlayan ve Ama.. ile devam eden cümleleri duymaktan bıktım.


Seviyorsan seviyorsundur, aması olmaz bu işin.


Üstelik bir cümlede Ama varsa bir önceki yargının hiçbir hükmü yoktur artık.


Seni çok seviyorum; ama, birlikte olmamız imkansız İmkansız diyebiliyorsan eğer sevmiyorsun demektir.


Bahanelerin arkasına sığınma.


İnsanların hayatına sorgusuz sualsiz girip, darmadağın eden, sonra da hiçbir şey söylemeden gitmeye çalışanlardan nefret ediyorum.


Böyle misin sen de?


Gerçekten gitmek mi istiyorsun? Yürekli ol biraz, haydi konuş.


Söyle gitmek istediğini. İki çift sözü hak etmedi mi bu aşk?


Yaşanılan bunca şeye hiç mi saygın yok?


Ah, ben niye yanılıyorum hep? Niye tam İşte bu dedikleri sömürüyor aşkımı?


Biraz daha mı katı olmalıyım? Biraz daha mı kapalı tutmalıyım kapılarımı?


Bazen bu dünyadan olmadığımı düşünüyorum. Bu devrin adamı değilim.


Oyun çeviremiyorum, hesap yapamıyorum.


Bana ait olmayan kişiliklere bürünüp bir plan dahilinde hareket edemiyorum.


İnsanız biliyorum, hepimizin zaafları var, hepimiz egolarımıza boyun eğebiliyoruz.


İyi de hep beni mi bulacak bunlar?


Hiçbir kaygıya yer vermeden, hiçbir hesabı düşünmeden açsaydın bana yüreğini işte o zaman görürdün bir aşkın nasıl efsaneye


dönüşebileceğini.


Sen gözlerini kapıyorsun, bir sen varsın, başka hiç kimseye bakmıyorsun.


Her şey senin çevrende şekillenmeli, her şey sana göre düzenlenmeli.


Beceremiyorum, kusura bakma. Aşk tam teslimiyet ister.


Kendini aşkın kollarına ya bırakırsın ya da bırakmazsın.


Bir yanım dışarıda kalsın dediğin noktada aşkı boğarsın.Yok edersin o güzelim duyguyu.


Bu yüzden hep cesurların işidir aşk.


Kaçışları, yalanları, aptalca oyunları kabul etmez. Aşk; saf, duru insanları sever.


Kafasında binbir tilki dönenler aşkı yaşayamaz. İsteseler de yaşayamaz. Arınmalısın.


En saf, en duru haline dönmelisin ki yaşayabilesin aşkı.


Kısacası sevgilim, sana göre değil bu iş. Senin yolun açık olsun, bırak aşk bana kalsın..

Beni sana çeken bir şeyler var.

Hiç sevişmeden sarılıp oturmak istiyorum. El ele tutuşarak, sırtımı yaslayıp göğsüne, kafamı omzunla başın arasına dayayarak, duvara dikip gözlerimi hiç konuşmadan saatlerce durmak istiyorum.


Sana bakınca içimde farklı bir huzur oluşuyor. Bir dosta güvenmek gibi, yatağa uzanıp bütün vücudunu uykuya teslim etmek gibi, sana bırakmak istiyor ruhum kendini.


Çıkıp şimdi eve gelsek; ben üstüme her yanı delinmiş ama içinde çok rahat ettiğim o ev elbisesini giysem, makyajımı silip saçlarımı öylesine toplasam, televizyonu açıp bir filmin yarısında uyuyakalsam; sen sanki yılardır benimleymişsin gibi kalkıp çayını koyar, yastıkta yamulmuş boynumu beni uyandırmadan düzeltir, yaz sıcağına rağmen üstüme ince de olsa bir şey örter ve uykun geldiğinde beni zorla yatağa götürür ve hiç yabancılık çekmeden uyurmuşsun gibi geliyor!


Öyle aşinayım ki sana! Öyle tanıdık ki her şey! Sanki daha önce yaşanmış, denenmiş, sevilmiş bir hikayenin tekrarı gibi; bir filmi yıllar sonra yeniden izlemek, bir kitabı tekrar okumak gibi..


Bu kadar tanıdık gelmesinden de kuşkulanmıyor değilim. Bana çaktırmasa da bilinçaltım, bir yerlerde aynılıklar yakalaşmıştır geçmiş acıların sahipleriyle; şimdi beni gizli gizli uyarıyordur bu tanıdıklık hissiyle


Yine de adını koyamadığım bir sıcaklık yükseliyor içimden, elimi uzatıp tutmak istiyorum elini. Sonra aklım dur diyor, vazgeçiyorum. Sonra boş ver diyorum, bak hayat dediğin bir an; yaşa içinden geldiğince Ama söylendiği kadar kolay değil içinden geldiğince yaşamak çünkü için de biraz adap, erkan, yol, yordam bilmeli!


Biraz daha baksam gözlerine, biliyorum akacak yüreğimden bir şeyler, sana doğru kayacak. Zaten dünden teşneyim aşka, uçup gönlüm sana konacak. Bir bıraksam kalbimi, biliyorum sana koşacak ama ya bir daha düşersem acının o dipsiz kuyusuna? Ya bir daha vurursa karanlığın mermileri bir daha? Kalkar mıyım tekrar ayağa?


Kalkarım tabii! Kaç kez düştüm de, öldüm mü? Yine kalkarım, bir daha düşerim aşka, bir daha kalkarım. Acı biber sevenler gibi; bol bol dökerim sevdanın üstüne, hem yerim, hem ağlarım

Seviyorum..

Seviyorum Derken Aslında gözlerine Bakıp Gözlerinin ışığındaki o mahsumiyette boğuLmak istiyorum.
Yazılarım Seni ANlatırken 4 DUvar Arasında HayaLine Şarkılar Söylemeyi öğrendim Hasretinle Aşk Şarkıları Şiirleri Yazmasını Öğrendim.
Kimseye Senin Kadar Bağlı OLmadım, Hayattan Bağlarımı Koparttığım San Sen hayata Bağladın beni bebeğim…
gecenin her saati sana şiirler yazıyorum, sana yazdığım şiirleri hayaline okuyorum resmine bakıyorum ve senin için ağlıyorum…
Kimseye Sana Verdiğim Değeri Vermedim hayata hep Senin için Baktım, Artık Hayata Bakmaktan yoruldum geL ne oLur..
Yaşadığım Anıları Atamam bir kenara sevgi dolu maziilerimizi unutamam asLa Sen Geri Gelmesende Hayatıma ben hep Seninle bakıcam geleceğe inadına.!!!
Hayatımda Yaşamak için ne Kaldı Diye Sorsalar Sen derim Sevilmek için neyin var Deseler Sana Beslediğim Saf ve temiz Duygularım Var Derim Aşkım!
Gülüşünle gözlerime bakışınla hayatıma örnek oldun. sevdim seni 1 kere ayrılık görmesin ellerimiz delicesine seviyorum seni, sensiz oLamam’ki!
Acılarla Tutuştuğum gecelerde Fotoğraflarınla Avundum Sevinçten Ağladığım Gün Ellerini Tutmak Ve gözlerine Fotoğraflarda Sana Baktığım Gibi Bakmak iStiyorum Ne OLursun Gel..
Kahramanları Sevenler Yaratır hayatlarında, Sen benim Kahramanım Oldun Bu hayatta Asla Kötü roL Oynama Hayatımda Aşığım ben Sana!!!
Yaşanacak Çok Güzel bir hayat Var karşımızda hadi! tut Ellerimi Bakmadan geriye YürüyeLim Sen Ve BEN Şimdi Tam Zamanı Aşkım Hadi!
Bir Nazın yeter Bana Birde Sevgin yeter Seninle oLan Dünyama, Nazına öLürüm Sevginle mutLu oLurum Seni Seviyor Bu GönüL Sensiz Değersizim..
Kimseye Sevgimi Anlatmam Birdaha Nazara, Göze Gelmek iStemiyorum Aşkımla! Seni Seviyorum Unutma Bunu Asla! Ben Senin için Aşkım
ı Roman Yaptım Bu Dünyaya!…
Hadi bak Gözlerime! hadi Seni Seviyorum De! Hadi Tut Ellerimi! Bırakma Beni! Cesaretin yokmu Saygın Yokmu Aşkımıza! Seviyorum Seni Ebedi Bunu Aslan Unutma! Hadi GeL! Gidelim Sevgi Yolunda!!!
Kara kışLar Arkamızda Kalsın iLk Bahar BizimLe Başlasın Sevgimizi Kimse BozmasıN ben Sana SevdaLıyım Bunu herkez Anlasın! Seviyorum Seni Sensiz oLmaz Bu Serseri!
Gökyüzündeki Kuşların Sesi Başka Bugün Hayatın içinden Gelen Sesler Aşk Melodisi Çalıyor Bugün, Güzel Yüzün ışık Saçıyor Bugün iŞte Bugün Sana Aşık Olduğum Gün Birtanem!
Hayatın Yolu uzun olsada Herzaman yanındayım Bunu Unutma Düşünce Bir Dal Bulamasanda Ben Dal Olurum Senin için umarsızca! beni Bir Dost Olarak Görsende Selam Ver Yinede Bana Sevgim kalsın Artık Sonbahara…
Seninle 1 Okyanusta Kalmış 2 Çılgın Aşık gibiyiz bebeğim, Senin yanında Dünyadan Silinirim Kimseyi görmem Senin yanında heryer Benim için Suyla çevrilmiş Bir Ada, Sadece Sen Ve Ben Varız Bu Dünyada yanyana!
Hadi Sözlerini Vur Kalbime Gözlerim güLsün hadi Gözlerime Bak kalbimde Sözlerin Büyüsün bebeğim Seviyorum Seni Bu Can Senin Hadi Sev Beni Bu Hayat Seninle Yürüsün..
Gözlerim Gözlerine Bakınca, Ellerim Ellerini Tutunca, nefesin Yüzüme Vurunca yeniden geliyorum Hayata Bebeğim, Seni Rüyalarımda Bile Düşünen tek insan Benim bebeğim..

Tamamlayamadığım duygumsun.

sınırsızlığın
bir başka adıdır aşk.
hiç bir ölçü birimi ölçemez aşkın yoğunluğunu.
bir telefon sesini yıllarca bekleyen aşık için zamanın önemi varmıdır?
ya da onu sadece 5 dakika görebilmek için binlerce kilometreyi heyecanla
giden biri için uzaklığın ne önemi olabilir?
karşılıksız seven birinin yüreğinin ağırlığı kaç tondur bilen varmı?
kural tanımaz aşk,yazılmış ve yazılacak hiçbir yasa aşka engel olamaz.
bir isyandır aşk.
hangi tank,hangi top,hangi nükleer başlıklı füze durdurabilir bu isyanı?
hangi ordu karşı koyabilir?
aşk güçtür.bütün bu silahları aşkın gücü durdurabilir ancak.
hiç görmediğiniz birine aşık olabilirsiniz.hatta adını bile bilmediğiniz birine tutkuyla bağlanabilirsiniz.
matemetikle açıklayabilirmisiniz bunu? ya da fizikle,kimyayla? veya başka bir pozitif bilim dalıyla?
hesap yapamazsınız aşk üzerine.
yapmaya kalkarsanız hep yanlış sonuca ulaşırsınız.
çünkü aşkın tek ve mutlak bir doğrusu yoktur.
aşkta iki kere ikinin kaç ettiğini ancak siz belirlersiniz.
durup dururken ağlarsınız.yada hiç olmadık bi yerde kahkaha atabilirsiniz.
tıbba göre siz ya delisiniz ya da delirmek üzeresiniz.
ama aşk için olağandır bunlar.
özlem dayanılmaz olduğunda,terkedildiğinizde.bir söze alındığınızda,unutulduğunuzda gözlerinizden süzülen yaşların taşıdığı anlamı hangi doktor anlayabilir?
daha önce sevgilinizle gittiğiniz bir lokantada,onun yemeği üzerine dökmesini hatırlayıp kalabalığın ortasında gülmenizi engelleyecek bi varmı?
birbirinize dokunurken,öperken,içinizden vücudunuza yansıyan o sıcaklığı ölçebilecek bir termometre icat edilmedi daha edilmeyecek de...
aşıksanız,ne yaşadığınız ülkenin adı önemlidir ne de hangi ulustan olduğunuzun.
politik görüşünüz,ideolojiniz,aşka galip gelemez asla.sağcı olabilirsiniz,solcuda.yada her neyse....sizi buluşturacak tek ortak noktatadır aşk..
ve siz bu aşkı yaşarken aslında sağ,sol,ön,arka gibi kavramların küçücük birer ayrıntı haline geldiğini hayretle izlersiniz.
ya ölüm...
insan hayatının sınırı olan bu soğuk gerçek bile aşka sınır olamaz.çünkü bir aşık ancak göze alabilir sevdası için ölümü.ancak aşık sevgilisi öldükten yıllar sonra bileaynı aşkı içinde taşıyabilir..
sevgilinizin gözüne dikkatlice bakın.sınırların nasıl yıkıldığını göreceksiniz..
şimdi tutun onu ellerini ve bilinki hiç bişey değerli değil onun gözleri kadar.
güzel bir aşk yaşamanız temennisiyle..

İnandım.

Hakkını vererek sevdim ben de, hakkımı alamadan.
Hiç tanımadığım bir adamın yalanlarıyla, acılardan bozma bir aşk yaşadım.
Hazırlıksız yakalandığım bir yağmurda sırılsıklam ıslandım o adamla.
Güneşin alnına buz gibi ellerle kazıdım adının baş harfini.
Düşlerimi, düşmelerimi bir yalanın ellerinde büyüttüm.
Ne zaman ki büyüdüğümü hissettim, konuştuğum ilk an dudaklarımdan adını döktüm.
Elime yüzüme bulaştırdım o adamın yalana bulaşmış sözlerini.
Sözleriyle yalana bulaştım.
İnce ince işledim geçmişime, geleceğime.
Bu şehrin tüm sokaklarında terler akıttım şakaklarımdan, nefes nefese kalmış yorgunluğumla.
Tükenmeyecek her şeyi tükettim,
Yalan bir adamdan, doğru bir aşk ürettim.
Hakkını vererek yenildim ben de, hiç tanımadığım bir adamın yalanlarına.
Hiç tanımadığım bir adamı tanıdığımı sandım.
Ona inandım!

Sigara.

Hani bir giden varsa bir ilişkide,


Hani harbi harbi giden biri varsa ben ağlamam arkasından.


Sigaramı yakar öldürürüm ciğerlerimde kalan son nefesine kadar.


Hani harbi harbi gidiyorsa, ben yas tutmam hiçbir zaman.


Her gün içtiğimden biraz fazla sigara içerim, söndürürüm parmak uçlarımda kalan kokusuna kadar.


Her çektiğim nefeste başımı döndürürüm.


Hani o gitti ya şimdi, “üzülme” diyorsunuz avunmamı bekleyerek.


Hani o harbi harbi çekip gitti ya, “geçecek” diyorsunuz inanmamı bekleyerek.


Siz inanın artık;


Harbi harbi üzülümüyorum ben, biliyorum geçmeyecek.


Sigaramı yaktım izliyorum;


Gözlerimi değil ciğerlerimi dolduruyorum.

Yalnızlık..

Yalnızlık.
her kimliğe doğuştan yazılı tek uğraşıdır insanın bir yaşama sırasında


tek sermayesi, sahip olduğu tek şeydir


kıymetini bilmelidir, dedi.


yalnızdır insan


hep kalabalıklara karışma telaşı bundandır.


kalabalık yalnızlıklar, yalnız kalabalıklar oluşur, şehir şehir ülke ülke.


kalabalık arttıkça artmaktadır yalnızlık da....


insan bir ölümü istemez, bir de ondan beter bir yalnızlığı


ama ikisi de muhakkak gelir başına bir yalnız yaşama sırasında.


ölümün değil ama yalnızlığın bir tek çaresi var, dedi.


tek çaresi aşktır bir yalnız yaşama sırasında nefes almanın


aşk da zaten iki yalnızın ortak bir yalnızlıkta buluşmasıdır, dedi


aşık olun!


gösterin birbirinize yalnızlıklarınızı


nasılsa ayrılık insanın tek kişilik yalnızlığını özlemesi.


sade ölüm değil, ayrılık da yaşamın emri..






evet söyledi


ya da ben duydum


duyduğuma göre elbet bir ses söyledi bu söylendikçe usulen söylenir olan sözleri.


evet duydum söyledi


her duyduğumda ağladım


pek çok ağlayışım sırasında duydum.


kalbim tutanak tuttu duyduklarıma


soruldu, dedi, cevap alındı


yaşamak, dedi, tek marifetiniz -biraz özen gösteriniz.


zulüm kimse zalimlik yapmayınca biter -mazlumlar dahil, dedi.


ama yapmayın, o daha bir çocuk, dedi tanrı..






ya gördüm neyleyim


insanlar vardı duvarın içinde.


ya ben hep duvara konuştum


ya da duvar değil konuştuğum, içinde insanlar var.


nedense beni anlasın istedim içinde insan olan duvarlar.


bilmiyorum,


belki de ben gerçekten delirdim


onlar haklı belki de.


içinde değil duvarların insanlar


sadece arasındalar

Hoşçakal Sevgili.

Merhαbα Sevgilim , αfedersin Sevdiğim ..
Nαsılsın bugün ? Mutlu musun bensizken ?
Yαdα hiç αklınα geldim mi , yoksα diğerleri gibi sende mi unuttun beni ..
Ben bu kαdαr çok severken seni , sen hαngi günαhımın bedelisin sevgili ?
Söylesene benden sonrα kimin gözlerine bαktı gözlerin , kime 'Sevgilim' dedin ..
''Seni çok seviyorum , Biz hiç αyrılmαyαcαğız , Seni αslα bırαkmαyαcαğım''
Onαdα verdin mii bu sözlerii .. Söylesene Onudα mı çok sevdin ?
Ben seni herşeyden çok seviyorken sen gitmekle herşeyi mαhvettin sevgilii .
Bide o sözün vαrdı yα ''Artık Seni sevmiyorum. '' İşte bu sözün bitirdi beni ..
Tebrikler sevgili tek hαmlede öldürdün seni seveni ...
Tαrtışırdık yα bαzen ben çok kıskαnırdım seni herkesten , Kimsenin seni sevmesini hαttα ismini bile söylemelerini istemezdim .. Çünkü Ben Seni Çok Sevdim .. Sαnα sαçmα gelsede Babandan bile kıskαnırdım ben senii. Amα nαpıyım ben sαdece sevdim seni ve sαdece benim olmαnı istediim .. Herneysee Ben seni çok özledim sevgili , kokunu , sαnα sαrılmαyıı , elini tutmαyı o kαdαr çok özledim kii .. En çoktα gözlerimin içine bαkαrαk 'Seni Seviyorum ve Aslα Bırαkmαyαcαğım Sevgilim' Demeni çok özledim .
Amα αrtık benim değilsiin . Ve ben bu yüzden vαzgeçtim senden .. Ben olmαyαcαk duαyα Amin demişim , Beni sevmediğini , Senin için geçici bi heves olduğumu , Herşeyi yeni yeni αnlαsαmdα Vαzgeçtim işte , Beni sevmediğini söyledin yα sen bαnα işte o gün herşeyi bitirdin o lαfınlα ..
İstediğin oldu işte çıktım hαyαtındαn .
* HOŞÇAKAL SEVGILI

Kendine iyi bak ?!

Hani patronunun sözlerini kaldıramayıp istifa ettiğin, hocaya kızıp dersten kaldığın, annene darılıp aç yattığın akşamlar gibi.
Aylarını, yıllarını birlikte geçirdiğin insan sanki o değilmiş; kızdırdığında gönlünü almak için her türlü yüzsüzlüğü şımarıklığı yaptığın, kavga ettiğinizde kaybetme korkusuyla zorla sarılıp seni affetmesi için yalvardığın, hasta olduğunda o iğrenç ıhlmuru içirebilmek için bin türlü laf yediğin, sırnaşıp kendini sevdirmeye çalıştığın insan o değilmiş gibi.
Sona gelindiğinde, gururuna yenileceksin.
Kalbin öyle çok kırılacak ki, yaptıklarının, ya da daha kötüsü; yapmadıklarının mantıklı olduğuna kendini inandıracaksın.
Senin de benim gibi: ”Gitmek istiyorsa gider, kimseyi zorla tutacak değilim. O kadar düşmedim.” sığınağın olacak. Tüm yetişkin insanlar gibi sen de başın dik, seni bırakmaması için ayaklarına kapanmadan, ‘gururundan ödün vermeden’ terk edileceksin. ”Belki de gitme deseydim…” kuşkusunu bütün hücrelerinden süpüreceksin. Sen bir yetişkinsin. Birlikteliğiniz boyunca yaptığın tüm çocuklukları, arsızlıkları, şımarıklıkları yetişemeyeceğin yerlere kaldıracaksın. Yapman gerekenleri yapamayacak, yapmaman gerektiğini düşündüğün saçmalıklara boyun eğeceksin.
O, kapıdan çıkarken, sen farkında bile olmayacaksın ama hayatının en aptalca, en ‘çocukça’ cümlesini kuracaksın yüzünü bile çevirmeden.


”Kendine iyi bak.”










-‘Kendine iyi bak’ mı..?

Belki..

Belki beni sevmeyebilirsin.
Belki,seni etkileyecek harikulade kelimelerim yok.Belki,gülümsemem o kadar da güzel değildir.Belki,saçlarım birbirine karışmış fazlalıklardan ötesi değildir.
Ellerim,belki daha önce dokunduğun eller kadar güzel ısıtmayacak seni.Belki,onlara dokunmak için can atmayacaksın.
Belki,saatlerce izlemeyeceksin beni.Gözlerin,gözlerime tapmayacak.
Belki,benim değilsin.Kalbin benim değil,ellerin,dudakların da.ya da benim için gülümsemiyeceksin.
Ama benim,her bir parçam seni bekliyor.Belki de ” sahibini. “
Dudaklarım,gülümseyebilmek için,ağzından çıkacak olan tek bir kelimeyi bekliyor.Saçlarım,ona dokunacak olan güzel ellerini bekliyor.Kalbim,yanındayken,her bir atışını duyacak olan kulaklarını bekliyor.
Ben seni bekliyorum.
Lütfen bayım,
sizi bekleyen dudaklarıma,ellerime,gözlerime,saçlarıma karşılık,sadece kalbinizi bırakır mısınız ?

Anlıyorum.

Bazıları gidiyor.
Bazıları alışmaya çalışıyor.
Hayat işte.Pek bir şey kalmıyor geriye.
Oturup saatlerce ağlamana sebep olan şeyler, bir süre sonra sadece gözlerinin dolmasına sebep olabiliyor.
-Sokakta yanından geçen birinin parfümü.Başkasının sesini ona benzetmek.Onunla dinlediğiniz şarkılar.Beraber gittiğiniz yerler.Hatta sadece adını duymak.-
Unuttum diyorsun artık etrafındakilere değil mi.Sen kimi kandırıyorsun. O kadar kolay mı unutmak.
Her ‘Unuttum.’ cümlesinin altında ‘Gel artık çok özledim.’ yatıyor aslında değil mi.Bütün gücünle bağırmak istiyorsun.Olmuyor ama işte.Sesin çıkmıyor.
O başka kollarda huzur bulmuşken sen onun mutluluğuyla yetinmeye çalışıyorsun.Elinden bu geliyor sadece.
Sonra farkında olmadan bir başka dünya yaratıyorsun kendine.Hayallerini en kara kutulara saklamak zorunda kalmadığın.Her gece burnunu onun boynuna yaslayıp kokusuyla uykuya daldığın, her sabah onunla uyandığın bir dünya kuruyorsun kendine.
Ve onu başkasıyla gördüğün, duyduğun her saniye dünyan başına yıkılıyor.
Asla bıkmıyorsun değil mi.Hep yeniden, yorulmadan tekrar yaratıyorsun dünyanızı.
Ve hala döneceği günü bekliyorsun değil mi.Yapma.Yaralama kendini daha fazla.
Kendi ellerinle yık son kez o dünyayı.
Bu defa onu ne kadar özlediğin değil de ne kadar güçlü olduğunu haykır gerçek dünyaya.
Yapamıyorsun değil mi.
Sadece özlüyorsun.






-Anlıyorum.

Nefesimin Son damlasına..

Nerden başlasam bilmiyorum..Nasıl anlatsam içimdeki kocaman boşluğu,karanlığı nasıl tarif ederim bilmiyorum. Tek bildiğim bu dünyada tek sığınagım,tek yuvam senin ılık yüreğindi.Tek dalım senin kollarındı...Gözümde bahar yok artık, bedenimde can yok.Sen yoksun çünkü! Dünyada ne varsa senden öte yalan hepsi.. Nereye dönsem yalandı.Bir tek sen gerçektin ama şimdi gördüğüm kalbimi acıtıyor.Senin gerçegin artık başka. Seçtiğin yol bensiz... Bensiz yürüdüğün o yol benim sonumdur.Varsın öyle olsun senin canın sağolsun . Yüzünün böyle güleceğine, böyle mutlu olacağına inanmışsın madem ben bana kalanlarla baş ederim... Artık gidiyorum. Nereye bilmiyorum.Küçücük hayatımda büyüttügüm tek aşk sendin,sensin.Tek sana ait her şeyim. Sana verdiğim sözü bozmadan,senin gözünden başka bir çift göze dahi teslim etmeden kendimi, ölene dek her şeyimi sana saklayarak gidiyorum.Gitmem lazım..Seni sensiz sevmeye devam lazım.Son nefesime kadar..

Herkesin bir hikayesi var.

Ve sen hayallerimi çalan adam; Mutlu ol diyeceğim, olmuyor bilirsin başkasıyla mutlu olmana dayanamam. Mutlu olma, olama. Aldığın her nefeste beni hatırla! Anla bensizlik ne demekmiş başka kollarda başka hayatlarda acı çek. Başkasının gözlerinde hep beni gör her koku beni hatırlatsın sana her gelen mesajı benden zannet her çalan telefona acaba o mu diye koş. Tamam gül eğlen ama aklının bir köşesinde hep ben kalayım adımı her andıklarında için sızlasın. Öl diyeceğim bensizken öl. Yapamam, sensiz bu dünyayı kaldıramam. Ama bırakıp gittin ya beni ölme sürün! Adımı sayıklaya sayıklaya sürün ve Dön be adam eninde sonunda bana DÖN dönmeyeceksen eğer, dedim ya mutlu olma, MUTLU OLAMA! herkesin bir hikayesi var..

Sebebini boşver , GEL..

Üzerime yapışan bi can sıkıntısı var, içimde tanımak istemediğim biri. Nefes alırken hüclerimin canlanmak yerine, beni öldürdüğünü hissediyorum. İstemediğim bi hayatın içinde, istemediğim insanlarlayım. Bana iyi gelecek şeyi adım gibi biliyorum, ama o bir türlü gelmiyor. Gelmesi için bir çok şey yaptım, hani şu ”asla yapmam” dediğimiz şeyler. Kendimden ödün verdim, anlattım insanlara ve dinledim. Yorganın altında değil, gözünüzün önünde ağladım. Aciz gördünüz. Çünkü ben öyle olmasını istedim. Bir umut, belki çıkıp biri beni kurtarmak ister. Bu umutla yaşadım, yitirmedim. Köreldikçe yeniden biledim. Bunu daha ne kadar devam ettirebilirim bilmiyorum. Bu gücü kendimde nasıl bulduğumu da bilmiyorum. Kibrit yakıyorum yeni her umudumda. Elimi yakana kadar bekliyorum. Sonra bi ”cıs” . Sanki bana ordan gülerek ”bak bu hayallerin de duman oldu ” der gibi. Gittikçe azalıyor kutumda ki kibritler. Hepsi bitmeden gel artık beklediğim kişi. Kim olduğunu bilmiyorum ama gel. Ben artık o dumanı görmek istemiyorum. İçime çekebileyim. İster zehirle, ister başımı döndür ama gel. Yalvarıyorum, bu kadar acizken yalvarıyorum. Ben içimde bitmeden.

Galiba..

Sen gittin
Daha doğrusu gitmene izin verdim
Çok güzel gidiyordun
Dur diyemedim.
İzlemeye doyamadım
Gitmeni çok istedim.
Arkana bile bakmadın!
Ne haldeyim umrunda bile değildi!
Çok mutlu olmuştum seni böyle görünce...
Çünkü, çünkü benim yüzümden acı çekmiyordun artık.
Gitmene izin verdim.
Belki dönersin diye,
Evet! Kendimden çok emindim.
Dönecektin yine eskisi gibi olacaktı,
Yine her zamanki gibi...BİZ olacaktık.
Sen gittin.
Ben izin verdim.
Galiba 'BİZ' bittik...

Olsun , Yine de..

Acıyor mu kolun? Ya kaburgaların? Kalbin mi kırıldı? Değildir, kırık olsa duramazdın. Hem zaten ayaktasın. Düşmemiş miydin sen de? Ben hala yerdeyim bak. Bize bir şeyler çarptı sanmıştım. Oysa sadece sen beni itmişsin hayatından. Sana da zaman çarpmış. Yaşlanmışsın. Etini sıyırmış zaman. Kanıyor her zamanki gibi rutin yaraların. Olsun, yine de özledim seni.Bazen mideme bir yumruk atıyor özlemek olgusu. Bazen burnumu kanatıyor, bazen de ciğerlerime oksijen yerine dolup nefes almamı engelliyor. Tenimde söndürülen sigaralara dönüşüyor harfleri. Özlemek bir olgudur biliyorsun değil mi? Sen gerçeksin, somutsun, tutabilirim ellerini. Özlemin de somut o halde. Kesebilir bileklerimi. Olsun, yine de özledim seni.Yanımda olman, bana bakman, bana dokunman çok güzel. Ama bunlar olmadan da yaşarım. Beni sevdiğini bildiğim sürece her yangından sağ çıkıp her düştüğümde kalkarım. Beni sevdiğini bildiğim sürece her diktatöre kafa tutarım. Beni sevdiğini bildiğim her an anarşiyi getirmeye hazırım dünyaya. Oysa tek bildiğim, sevmediğin, sevgilim. Olsun, yine de özledim seni.Benim kolum acıyor. Kaburgalarım da. Senin yüzünden geceleri uyumak yerine ağlıyorum. Senin yüzünden arkadaşlarımı kaybediyorum. Senin yüzünden kendimi kaybediyorum. Çünkü hayatıma girerken benden izin aldın. Aynısını hayatımdan çıkarken yapmadın. İşte bu yüzden suçluyorum seni. Bu yüzden ettiğim küfürler ve çıkardığım kavgalar. Kötü adam sensin. Katil sensin. Bu sefer, kurt sensin.Olsun, yine de özledim seni..

Ve her şey değişiyor..

Sonra birisi giriyor hayatına.hiç kimsenin olmadığı kadar oluyor birden. hiç kimsenin yetemediği kadar yetiyor sana.daha önce hiç bulamadığın huzuru onun kollarında buluyorsun. huzur veriyor sana.kelimelere dökmek istesen beceremiyorsun, bulamıyorsun. kelimeler yetmiyor.onu hissetmek öyle güzel geliyor ki, elinin yüzünde dolaşması, saçlarınla oynaması.onu öpmek çok farklı oluyor. o kadar içtenöpüyorsun ki, o kadar masum ve güçlü bir bağ ki bu.anlatılmıyor.kalbine dokunuyor konuşurken. kalbin daha hızlı atıyor onun tek bir hecesi, kelimesiyle.sesi seni dünyanın en mutlu ve huzurlu insanı yapmaya yetiyor.kokusu, daha önce keşfetmediğin cennet bahçelerinin kokusundan bile güzel. dünyanın en güzel kokusu.ona sarılmak. sımsıkı sarılmak. öyle harika ki. tüm sıkıntıların, dertlerin uçup gidiyor.sonra o oluyor sadece hayatında. her şeyin ona bağlanıyor.onu sevmek, özlemek, hissetmek, öpmek, sarılmak, görmek, duymak, işitmek, yanında olduğunu bilmek.mutluluğu, hayallerini, hüzünlerini, heyecanlanlarını, geleceğini, ona yüklüyorsun. bildiğin tüm anlamları ona yüklüyorsun.onu hissetmek dünyanın en güzel şeyi oluyor. onun tenine dokunmak.işte o birisi geliyor. ve hayatın değişiyor. hiç gitmesin istiyorsun. hiç bitmesin. o birisi geliyor ve hayatın oluyor. iliklerine işliyor. iliklerine kadar dokunuyor sana. gülüşüyle içini ısıtabiliyor. seni dünyanın en mutlu insanı yapabiliyor. o birisi geliyor ve hiç kimsenin dokunmadığı gibi dokunuyor sana. o sana dokunurken içinde kopan fırtına kadar mutluluğu kimse tahmin edemiyor.o birisi geliyor, ve her şeyi değiştiriyor.

Gelmeliyim.

Çok şey olacağını sandığım ama hiçbir şey olmayacağını bildiğim halde, aklına gelmek istiyorum. Bir şarkının sözünde hatırladığında olabilir. Bir yazıdan çok sıkılıp, bitiremediğin bir anda da. Bilmem ki, bir arkadaşının hakkımda bahsetmesi. Bir televizyon programı. Ama gelmeliyim işte, bilmem ki, anlatabiliyor muyum? Anlamıyorsundur. Çünkü insan beyninde yaşatır, beyninde öldürür. Beyninde öldürdüğün şeyleri, bilinçaltında da öldürürsün. Ne kadar derinlere hapsedersen, kazıması ne kadar uzun sürerse, yerinden çıkartmak da o kadar zor olur. Şimdi anlıyor musun? Gelmeliyim çünkü, bütün gün “nerdedir” diye düşündüğün birinin seni düşünmediğini düşünmek, bazen çok zor. Bazen çok imkansız. Bazen “olmaz artık” gibi gelse de, bazen kocaman umutlarla kurduğun; “kesin geliyordur” cümlesi gibi. Bittiğine kesin gözle bakarak inandığın bir şeyi yeniden başlatmak, imkansız gözükebilir. Çok zor olabilir. Hatta istediğim hiç olmayabilir. Ama, birinin aklına geldiğini bilmek, bunu bilerek “Yine de”yle başlayan cümleler kurarak mutlu olmak, inan bir insanı çok mutlu eder. Öyle mutlu eder ki, bunları düşündürmek, bunları yazmak zorunda bıraktırtmaz. Aklına geliyorsam da, artık hiç çıkmamak istiyorum.

Bazen..

İhtiyacımız olan ve istediğimiz her şeyi içine alacak minik ve şirin bir evimiz olsun istiyorum. Çiçekli nevresimlerimiz olsun, farklı farklı kullanalım mesela. Mutfağımızda minicik bir masa olsun.Çocuklarımız olunca daha büyüğünü alırız, şimdilik bize yetsin yeter. Öyle büyük masaları sevmem zaten. Beraber yemek yapalım. Ben soğanları doğrarken gözüm yaşarsın, elinle sil onları. “Çekil sen, ben doğrarım” de, bıçağı eline aldığında parmağın kesilsin ufacık. Öpeyim de geçsin diyeyim, sen hep yaptığın gibi sevgi dolu gözlerle salla kafanı, evet der gibi. Dibi tutsun yemeğin ya da yakalım. Sonra sevdiğimiz pizzalardan söyleyelim. Peynirini uzata uzata yiyelim. Ağzımız gözümüz yağ olsun, gülelim birbirimize. Dalga geçelim. Yastık fırlatayım ben sana. Acımadı ki deyip öp beni. Toplayalım yediklerimizin çöplerini. Yaktığımız yemekten kalan bulaşıkları yıkayayım ben, sen de maç izle. Sonra geleyim yanına, çok yoruldum diyeyim. Masaj yap sen de. Sonra yatayım göbeğine. Saçlarımla oyna her zamanki gibi. Yanağımı okşa, boynumu kaşı. Uyuyayım oracıkta öyle.Kış günleri kareli battaniyemizin altında ışıklar kapalıyken dışarıyı izleyelim mesela. Üşüdükçe sokulayım sana. Kokusunu sevdiğin saçlarımı kokla, öp. Sıcak çikolata yapmaya mutfağa git. O sırada sevdiğimiz parçayı açayım. Çok bekletmeden hemen gel yanıma…Bir akşam film izleyelim. Mısır patlayayım ben sana. Filmdekilerin taklidini yapayım, sen gül. Sonra senin gibi güleyim ben de, mısır at bana. Gülerken düşelim koltuktan. Daha fazla gülelim. Mısır savaşının devamı getirelim. Yorulup pes edelim en sonunda. Öpücük kondur dudağıma. Seni seviyorum diyeyim. Sen de söyle. Ben daha çok seviyorum kavgası edelim. Gıdıkla beni. Saçlarımı karıştır, gıcık et. Yanağını ısırayım. Köpek de yine gülerek. Bizden başkaları bilmesin ne anlamda kullandığını ama. Köpek demişken, küçücük bir köpeğimiz olsun bir de. Dolansın etrafımızda.Evi dağıtalım mesela. Her yer her yerde olsun. Dayanabildiğimiz kadar dayanalım o dağınıklığa. İkimizde inatçıyız ya hani, 1 ay falan dayanırız sanırım. Sonra hadi toplayalım artık diye kızayım, ne kadar dağınıksın sen çocuk diyeyim. Burnunu ısırırım! de ve sarıl bana. Havaya kaldır, döndür. Ayağın takılsın, koltuğa düşelim. Yine gülelim.Birbirimize sarılmadan uyumayalım. Sabah kalktığımda ilk seni göreyim. Nefesini hissedeyim. Dudakların dudaklarımda olsun. Öyle başlayayım güne. Arada sırada da olsa benden erken kalkıp kahvaltı hazırla mesela. Benim sevdiklerim olsun masada. Salam, sosis, kızarmış patates, portakal suyu. Evimizin her köşesinde fotoğraflarımız olsun. Misafirlerimiz gelsin, gitsin. Onlar gelecek diye telaşa düşeyim ben, sense beni sakinleştirip yardım et. Bizden bahsetsinler. Her gelen nazar boncuğu getirsin mesela.. Ne bize, ne evimize, ne mutluluğumuza, saadetimize ne de evimize nazar değsin.Tartıştığımız tek konu kimin daha çok sevdiği olsun.Çocuğumuz olsun iki tane. İkiz. Falcı öyle demişti. Kız olsun ikisi de. Ya da erkek. Sağlıklı olsun yeter derler ya, aynen öyle. Onlara oda hazırlayalım beraber. Boyasını biz yapalım odanın. Ben doğuma girdiğimde sen de ol yanımda. Kameraya çek. Çocuklarımızın sesini duyduğunda sevinçten bayıl oracıkta. Adlarını beraber koyalım bu miniklerin. Gece ağladıklarında beraber uyutalım. Ben yorgun olurum heralde, sen sallarsın ayağında onları. Sonra ben gelir bakarım size, sen de onlar da uyumuş olursunuz. Fotoğrafınızı çekerim, sabah sana gösterip gülerim. Sen de “görürsün sen” de gülerek. Büyüsün onlar. Okula başlasın. Ödevlerinde yardım edelim. Ben yorgunum diyip mızıkçılık yap. Ben de oflaya puflaya peki diyeyim, sonra dayanamayıp gel yanıma, yardım et. Okul faslı da bitsin. Evlensin onlar. Yaşlandığımızı fark edelim. Onca seneyi mutlu anılarla geride bıraktığımızın farkına varıp ağlayayım ben. Ama hüzünden değil. Mutluluktan. Eski günleri yâd edelim. Torunlarımız olsun. Koşa koşa gelsinler yanımıza, sizi çok seviyoruz diyip sarılsınlar boynumuza.Geleneksel aile yemeklerimiz olsun. Senede bir gün toplansın bütün aile. Mutluluğumuzu, sevincimizi, üzüntümüzü paylaşalım o masalarda.Maçlara gidelim seninle. Küfürler edelim, tezahürat yapalım. Rakı içelim. Sahile inelim. Ben koşayım sen yakala. Çimlere uzanıp bulutları seyredelim. Onlara olan hayranlığımı hatırlayayım. Pamuk şeker yiyelim. Salıncakta sallanalım. Beraber tatile çıkalım. Alışverişe gidelim. Gezelim gönlümüzce. Arkadaşlarımızla vakit geçirelim. İşlerimizin yoğun olduğu zamanlar çok vakit geçiremesek de aynı yatağa yatıp, sarılalım; o günü telafi edelim. Yaşlıları ziyaret edelim. Ben kitap okuyayım sen dizimde uyu. Sevdiğimiz müziklerle dans edelim. Konserlere gidelim. Tiyatroya, sinemaya. Kavga etsek bile küs yatmayalım. Birbirimizi ilk günkü gibi çok sevelim.